14)Cehennem
Cehennem gazap ateşi demektir. Hâkim şöyle bir hadis aktarır: "Gazap cehennem ateşindendir. Allah onu sizden birinizin damarlarına yerleştirir. Bakınız! İnsan öfkelendiğinde gözleri kızarır ve yüzü değişir, damarları şişer." Tirmizî'nin aktardığı başka bir hadiste şöyle denilir: "Cehennemin bir kapısı vardır ki o kapıdan ancak öfkeli insanlar girer." İmam Ahmed b. Hanbel ve Ebû Dâvûd şöyle bir hadis aktarır: "Gazap şeytandandır, şeytan ise ateşten yaratılmıştır. Ateş suyla söndürülür. İçinizden biriniz öfkelendiğinde abdest alsın." Taberâni şu rivayeti nakleder: "İçinizden birisi öfkelendiğinde 'Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım' derse, öfkesi gider." Ebû Hüreyre'den şöyle aktarılır: "Adamın biri Hz. Peygamber'e (sav) 'Bana tavsiyede bulun' deyince Hz. Peygamber (sav) şöyle demiştir: 'Öfkelenme!' Sonra bu sözünü birkaç kez tekrarlamıştır." Hadisi Buhârî aktarmıştır. Öfkelenmenin yasaklanması demek, onun gereğini yerine getirmenin yasaklanması demektir. Bir rivayette şöyle denilir: "Şeytan şöyle der: İnsan öfkeli olunca onu aramızda çocukların topu çevirdiği gibi çeviririz. Davetiyle ölülere bile hayat verse, kendisinden umut kesmeyiz. Bir sözle yapar ve bozar."
Bu menzil insanı Allah'ın rahmetinden umut kesmeye sevk eder ve böylece kul yasakları işlemeye başlar.
4)Şehvet
Bu, insan beşinci mertebeye ulaştıran hayvanî şehvettir. Beşinci menzil zillettir.
5)Zillet(Mezellet)
Zillet menzilinde şehvetini gerçekleştirmek üzere arzulu davranan insan izzetini yitirerek zelil ve hor kalır. Zillette altıncı mertebeye varıncaya kadar aşırı gider. Altıncı mertebe "yerin dibi" diye isimlendirilir.
6)Yerin Dibi(Tahte's-serâ)
Tahte's-serâ, toprak altına işaret eden bir terimdir. Toprağın altı ise insanın zilletin son derecesine ulaşmasına işaret eder. Artık ona herhangi bir fayda veremez. Bu menzil onu yedinci menzil demek olan cehalet menziline ulaştırır.
7)Bilgisizlik(Cehâlet)
Bu aşamada cehalet ve diğer insanlara eziyet huyu belirir. Böyle bir kul, kendisi nasıl davranıyorsa insanlardan da aynı karşılığı görmeye başlar. Bu kez kötülükleri gizleyerek yapmak zorunda kalır ve her zaman kötülüğü yapmak için uygun zamanı kollar. Bu hal insanı sekizinci menzile ulaştırır. Sekizinci menzil kindir.
(...) Çünkü burada anlatmak istediğimiz husus, satrançta tasarrufa konu olan edilgenin yaratılış kulu olduğudur. Aynı zamanda o kul, irade ve gayretiyle yerine getirdiği ilahi emir ve yasaklara aykırı davranışlardan da sorumludur. O halde kul, varlık ve yokluk satrancının tahtasında her durumda tasarrufa ve etkiye konu olandır. Yokluk halindeyken Allah onu yaratır, sonra kudret ve iradesiyle amellerini yaratır, onu yükümlü kılar, kendisinden ortaya çıkan işleri kula nispet eder. Bunlar kulun özgür iradesiyle ve -Allah'ın hikmetine göre- çabasıyla ortaya çıkan davranışlardır. Allah ona sevap verirse ihsanıyla verir; cezalandırırsa adaletiyle cezalandıır. Allah şöyle buyurur: "Ancak sana ibadet eder ve ancak senden yardım isteriz, bizi doğru yola ulaştır, nimet verdiklerinin yoluna, gazap ettiklerinin veya dalalete uğrayanların yoluna değil."*
Bak dostum, aşk zalim bir hükümdardır, sen kalbini ona kul eylemişsin, sevgilinin hayalini hakikat sanıyorsun. Bunun için seni ayıplayacak değilim, yine okyanusa dalıp onu bir dalga sanıyor ve dalgalarla boğuşuyorsun. Allah'ım seni sahile çıkarsın.