Dirmit o günden sonra yüreğine kul köle oldu. Yüreği ne yap dediyse onu yaptı, yüreği nereye git dediyse oraya gitti, yüreği ne dediyse onu dedi. Yüreği kafasıyla zıtlaştıysa o da zıtlaştı. Yüreği taştıysa o da taştı. Yüreği çırpındıysa o da çırpındı. Yüreğiyle birlik oldu.
Şiir desem,şiir değil.Şarkı desem,sevdiğim bir şarkı değil.Fakat gene de sık sık dilime takılır:Diyorlar kül olmaz ateş yanmadan/Denizler durulmaz dalgalanmadan.
Bil ki; yüce Allah'a vâsıl olmak (ulaşmak), Hakk'ın güzelliğinin kula açılması ve
kulun onda kaybolmasıdır. Bu durumdaki kul, bilip tanıdığı neye baksa, ancak
Allah'ı bilir ve tanır; düşüncesine baksa, kendisinin O'ndan başka bir derdinin
olmadığını görür. Böylece, kulun bütün varlığı tamamen Cenâb-ı Hak ile meşgul
olur; hep O'nu müşahede eder, devamlı O'nu düşünür, kendi nefsine hiç yönelmez.
Zahirini ibadetle, bâtınını (içini) güzel ahlâkla süslemekle uğraşır, bütün bunlar
manevî temizliktir ve kulun ilk yapacağı şeylerdir.
Eğer Allah, yaptıkları yüzünden insanları hemen yakalayıp cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı kalmazdı. Fakat Allah onları belirlenmiş bir süreye kadar erteliyor, vakitleri gelince gerekeni yapar, zira Allah kullarını çok iyi görendir, hak ettiklerine göre onları cezalandıracaktır.