Ne doğan güne hükmüm geçer,
Ne halden anlayan bulunur;
Ah aklımdan ölümüm geçer;
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.
Ve gönül Tanrısına der ki:
- Pervam yok verdiğin elemden;
Her mihnet kabulüm, yeter ki
Gün eksilmesin penceremden!
Elbette inanmamışsındır
Öldü diye duyduğunsa beni
Sevenlere kurşun işlemez.
Sağım, sıhhattayım hamdolsun
Vatan hizmetinde seferber
Mehmetçiklerle sarmaş dolaş.
Bakma otuzu aştığıma
Gönlüm hâlâ yirmisindedir
İlk öpüştüğümüz gün gibi.
Şiir yazmaktayım bermutad
Rakı içmekteyim her akşam
Senden hâtıralarla sarhoş.
Uykusuzluğum, geceleri
Seni değil ah seni değil
Olan biteni düşünmekten.
Duvarlar, geceler ve yıllar aşarak,
Bir ses uzanıyor eski bir bahardan...
-Açtı güller gibi renk ve kokulardan.
Bütün hâtıralar bende yaprak yaprak...
Bir ses ki bir zaman benim sesim olmuş,
Bir ses ki sevdiğim mısra-ı berceste...
Gençliğim ve aşkım, asıl ben bu seste...
Bilsem şimdi bu ses hangi bahçede kuş-
Bir sen, bir ben sevgilim, bir de bu bahar...
N'eyliyeyim sen güzelsin,ben de gençlik var.
Ölüm gibi mukadder bir yol ki bu aşk
Ucu tâ Leylâ ile Mecnuna çıkar...