Medeniyet ruhsuzlaştığında barbarlık, kültür donduğunda gerilik ortaya çıkar.” Aliya’ya göre ne Batı’ya öfkeyle kapanmak, ne Batı’yı taklit etmek çözüm olabilir. Gerçek çözüm, imanı akıl, özgürlüğü sorumluluk, bilimi ahlakla buluşturmaktır. “Dünya, ahlakı kaybettiği için acı çekiyor. İman, aklın alternatifi değil, tamamlayıcısıdır.” Bu sentez, Aliya’nın ifadesiyle “medeniyetin vicdanı”dır. Mustafa Yeneroğlu Karar 19/10/2025
Alıntı
Popüler kültür kölesi olmayan insanlar çeker ilgimizi.
1000Kitap
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kültür, kendi başına bir barış eylemidir. Zülfü Livaneli: Edebiyat Mutluluktur Sayfa: 63
Alıntı
Görünmez Gardiyanlar: Korku Toplumu ve Otomatik Pilotun Esareti
İnsanlık tarihi boyunca inşa edilen en büyük hapishaneler, etrafı taş duvarlarla ve dikenli tellerle çevrili olanlar değildir. En kusursuz, en korunaklı ve firarı en zor olan zindanlar; parmaklıkları biyolojimizle örülmüş, anahtarı ise manipülasyon teknikleriyle saklanmış zihinsel kafeslerdir. Modern dünyanın işleyişine, kitle iletişim araçlarına ve toplumsal dinamiklere dikkatle baktığımızda, insan bilincinin uyanmasını engelleyen devasa bir mekanizmanın tıkır tıkır işlediğini görmek mümkündür. Bu mekanizma, gücünü uzak galaksilerden veya gizli dünyayı yöneten elitlerin laboratuvarlarından değil; doğrudan bizim en ilkel biyolojik dürtülerimizden almaktadır. 1. Korku: Beyni "İlkel Moda" Esir Eden Silah İnsan beyninde korku ve tehdit algısını yöneten amigdala gibi yapılar, evrimsel geçmişimizin en eski ve en hayati parçalarından biridir. Bir insan korktuğunda, kaygılandığında veya gelecekle ilgili derin bir endişe duyduğunda, beynin çalışma öncelikleri tamamen değişir. Üst düzey düşünen, sorgulayan, felsefe yapan ve "Temet Nosce" (Kendini Tanı) düsturuyla "Ben kimim?" sorusunu soran modern kısım, yani prefrontal korteks adeta devre dışı kalır. Biyolojik sistem, enerjiyi soyut düşüncelere harcamak yerine tamamen hayatta kalmaya odaklar ve beyin tamamen "Savaş veya Kaç" moduna geçer. Korku ve endişe içindeki bir insan topluluğu şu refleksleri geliştirir: Sorgulamaz, sadece itaat eder: Güvenlik arayışı, özgürlük ve muhakeme ihtiyacının önüne geçer. Büyük resmi göremez: Algı alanı daralır; kolektif bilincini ve geleceğini düşünmek yerine sadece o anki akut tehlikeye veya yapay krizlere odaklanır. Manipülasyona açık hale gelir: Kendisine bir kurtuluş veya güvenlik vaat eden her türlü otoriteye ve yönlendirmeye en savunmasız halindedir. 2. "Beslenme" Mekanizması:
Duygu ve Düşünce
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam
KÜLTÜRLÜ OLMAK., çok kitap okumak, üniversiteler bitirmek, her yeri gezip görmek, kaliteli mekanlarda oturmak, farklı insanları tanımak, entelektüel tanımak ya da aşırı sosyal yaşamak değildir! KÜLTÜR EDEPTİR SAYGIDIR hayadır haddini bilmektir nerede nasıl davranacağını bilmektir kalp ile temiz tutmaktır