“Toplum çürümüş, neresinden tutsak, elimizde kalıyor.”
Sarsılmış ailede ise çocuk, büyük aile cemaati içinde erimektedir. Ergenlik yaşına kadar şahsiyetini ve istiklalini kazanamaz. Fakat yabancı iktisat ve kültür tesiriyle Bu aile sarsıldığı zaman birçok parçalara ayrılır. Sermaye ve mülkiyeti de parçalanır. Evlenen çocuk, hissesini alarak ayrılır. Toprak müstakil ve müteşebbis eller tarafından işletilecek bir hale gelmeden önce sırf babaşahlık ocağının yıkılması yüzünden bölünmeye doğru gider, büyük teşebbüsler imkansız olur. Sermaye birikmesi hiçbir suretle gerçekleşemez.
Sayfa 111 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Halvet: Arapçada yalnız kalıp, tenha bir köşeye çekilmek demektir. Tasavvufta ise, zihinsel yoğunlaşmayı ve bazı özel zikirlerle riyazetleri gerçekleştirmek üzere şeyhin müridini karanlık, dış dünyadan soyutlanmış bir yere, belirli bir süre için koymasıdır. Allah ile gizlice konuşmak, kalbi yanlış inançlardan ve kötü huylardan temizlemek, kurtarmak da halvet olarak değerlendirilir. Bu anlamda kulun kendini bütün varlıhığıyla Allah'a verip, O'ndan gayri her şeyden uzaklaştığını ifade eder. Halvet, Hz. Peygamber'in vahiy gelmeden önce Hıra'da uzlete çekilme uygulamasından doğmuştur. Hz. Musa'nın, Turdaki kırk günlük Allah u Teâlâ ile olan özel görüşmesinden esinlenerek, halvet genelde kırk güne hasredilmiştir. Bu kırk güne bağlı kalınarak, halvete erbain ve çile de denmiştir. Ancak halvetin ana gayesi, düşünceyi ALLAH'tan gayri her şeyden uzak tutmaktır.
Genel Kültür
Bizdeki kitapların çoğu iri harflerle basılıyor Olric. Kültür seviyemizi gösteriyor bu iri harfler. Okumayı yeni öğrenen bir millet olduğumuz için iri harfleri tercih ediyoruz.
"İnsanın her şeyden önce karnı doyması gerekir," derdi. Yaşamı yönlendiren ilke buydu -oldukça sağlam bir ilke.
Tiyatro denilince herkesin aklına İngiltere, Rusya gibi ülkeler gelir ama bence hiçbir ülkedeki tiyatro yaşamı, Türkiye 'nin eline su dökemez. Çünkü biz, ülke olarak dünyanın en büyük tiyatrosuyuz. 70 milyon kişilik bir tiyatro bu. Sahnede demokrasi dekoru var, hukuk dekoru, medya dekoru, ekonomi dekoru var. Milliyetçilik, sağcılık, solculuk, sanat, kültür, dincilik, batıcılık, laiklik; bunların hepsi var. Ama bir de bakıyorsunuz ki arkası yok bunların. Seyircinin izlemesi için sadece ön yüzleri hazırlanmış. Şatafatlı dekorlar, oymalar, kakmalar, süslemeler hep seyircide gerçeklik duygusu uyandırabilmek için hazırlanmış. O cicili bicili dekorları ve göz kamaştıran ışıkları gördüğünüz anda heyecana kapılıp arkalarında çok büyük yapılar olduğunu sanıyorsunuz. Ve yanılıyorsunuz. Hepsi dekor!
Sayfa 145·Kitabı okuyor