Sen miydin o, yalnızlığım mıydı yoksa Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi Dilimizde akşamdan kalma bir küfür Salonlar piyasalar sanat-sevicileri Derdim günüm insan arasına çıkarmaktı seni Yakanda bir amonyak çiçeği Yalnızlığım benim sidikli kontesim Ne kadar rezil olursak o kadar iyi Kumkapı meyhanelerine dadandık Önümüzde Altınbaş, Altın Zincir, fasulye pilakisi Ardımızda görevliler, ekipler, Hızır Paşalar Sabahları açıklarda bulurlardı leşimi Öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri Çöpçülerin elleriyle okşardım seni Yalnızlığım benim süpürge saçlım Ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi Baktım gökte bir kırmızı bir uçak Bol çelik bol yıldız bol insan Bir gece Sevgi Duvarını aştık Düştüğüm yer öyle açık öyle seçik ki Başucumda bir sen varsın bi de evren Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi..." / Can Yücel
Sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi Dilimizde akşamdan kalma bir küfür Salonlar piyasalar sanat sevicileri Derdim günüm insan arasına çıkarmaktı seni Yakanda bir amonyak çiçeği Yalnızlığım benim sidikli kontesim Ne kadar rezil olursak o kadar iyi Kumkapı meyhanelerine dadandık Önümüzde Altınbaş, Altın Zincir, fasulye pilakisi Ardımızda görevliler, ekipler, Hızır Paşalar Sabahları açıklarda bulurlardı leşimi Öyle sıcaktı ki çöpcülerin elleri Çöpcülerin elleriyle okşardım seni Yalnızlığım benim süpürge saçlım Ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi Baktım gökte bir kırmızı bir uçak Bol çelik bol yıldız bol insan Bir gece Sevgi Duvarını aştık Düştüğüm yer öyle açık seçik ki Başucumda bi sen varsın bi de evren Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi Yalnızlığım benim çoğul türkülerim Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi Can Yücel
Şiir
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sen miydin o, yalnızlığım mıydı yoksa Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi Dilimizde akşamdan kalma bir küfür Salonlar piyasalar sanatsevicileri Derdim gülüm insan arasına çıkarmaktı seni Yakanda bir amonyak çiçeği Yalnızlığım benim sidikli kontesim Ne kadar rezil olursak o kadar iyi Kumkapı meyhanelerine dadandık Önümüzde altınbaş, altın zincir, fasulye pilakisi Ardımızda görevliler, ekipler, Hızır Paşalar Sabahları açıklarda bulurlardı leşimi Öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri Çöpçülerin elleriyle okşardım seni Yalnızlığım benim süpürge saçlım
Bir Hâtırâ
Sefalette dahi olsa baş eğmeyen Orhan Veli’yi, Refik Durbaş; "Rakı ile Edebiyat Muhabbeti" adlı kitabında, Orhan Veli'nin, Kumkapı'da bir meyhanede, denize bakıp iç geçirerek Mehmet Kemal'e söylediklerini aktarır: "Bizim düşündüğümüz, yaptıklarımız şu gördüğün deniz gibidir. Denizi nasıl evlerle surlarla görünmez ediyorlarsa, nasıl evler, surlar zamanla yıkılıyor, deniz görünüyorsa, bizim yaptıklarımızı da istedikleri kadar sıkıştırsınlar, örtemeyecekler. Yaptıklarımız, kapamak isteyenler yıkıldıktan sonra deniz gibi ortaya çıkacaktır. Ancak biz yaptıklarımızı iyi yapalım. ortaya çıktığı zaman gelecek kuşaklar eziyete değmiş desinler. İyi yaptıksa, bize eziyet edenler unutulacak, yaptıklarımız deniz gibi, denizin mavisi gibi sevilecektir." Diye tanımlar…
Alıntı
1957 yılında Bulgaristan'nın Haskova şehrinde doğdu. Asıl adı Ahmet, baskıcı Bulgar yöneticileri ismini Anguel Jordanov Popov olarak değiştirdi. Lise mezunu. Türkiye'ye 1990 yılında geldi. 1991 yılında Çakıl Gazinosu'nda Hülya Avşar'a akordeon çalarak gazino hayatıyla tanıştı. 1998 yazında İzmir Fuarı'nda Sibel Can ve İbrahim Tatlıses'e sahnede eşlik etti. Her iki sanatçının da sahne programı sırasında sergilediği renkli şovlarla adını duyurdu. 1990'ların sonunda Binnaz adlı parçayla uzun süre gündemde kaldı. Horozum albümünü 2000 yılında çıkarttı. "Ciguli" ve "Bizim Sokak" dizilerinde rol aldı. Ciguli, bir Lada modeli olan arabanın isminden gelen bir lakaptır. İki oğlu var. 6. Kral TV Video Müzik Ödüllerinde En İyi Çıkış Yapan Erkek Sanatçı ödülüne layık görüldü. 31 Ekim 2014 tarihinde Sofya'da vefat etti. 13 Haziran - 20 Haziran 1999 Ciguli sekiz yıl Kumkapı meyhanelerinde çalıştıktan sonra kendi albümünü çıkardı. Strese ve üzüntüye iyi geleceği söylenen albüm, ilaç gibi paketlenmiş. Herhalde klibine rastlamışsınızdır. Ciguli, "Binnaz" adlı Roman havalı şarkısında komik hareketler yapıyor. Ahmet Ciguli, Sibel Can ve İbrahim Tatlıses'e eşlik ederken keşfedilmişti. Şimdi de kendi albümünü çıkardı. Albümünde Roman müziğinin ritimlerinde on şarkı söylüyor. Ciguli on bir yaşından beri düğünlerde, eğlence yerlerinde akordeon çalıyor. İsmi hızlı şarkı söylediği ve akordeon çaldığı için Bulgaristan'da üretilen bir araba modelinden esinlenerek koyulmuş. Bulgaristan doğumlu. Dokuz yıl önce Türkiye'ye gelmiş. İlk olarak Kumkapı'da çalışmaya başlamış. Ciguli o yılları şöyle anlatıyor: "Annemin babamın aldığı maaş yetmezdi. Kardeşlerimi okutmak zorundaydım. Babam da ölünce bütün yükü üstüme aldım. Abimin ısrarıyla Türkiye'ye iş aramaya geldim. Kumkapı'da iş buldum. Fakirlikten
Ermeni kökenli bir insan "Cildiyeci Kolsuz Agop" İstanbul'lu her bireyin mutlaka yolunun düştüğü... Yolu düşmese de namını duyduğu... Tıp dünyasının çok önemli ismi Prof. Dr. Agop Kotoğyan yani meşhur ‘Cildiyeci Kolsuz Agop'u kaybettik. D.21 Kasım 1937 - Ö.13 Şubat 2018 Hayatına şöyle başlayabiliriz... Agop’un babası Kirkor Kotoğyan, 1911 doğumlu. 1915 yılında, yani Anadolu’daki o büyük kaos döneminde henüz dört yaşındayken babasını kaybetmiş. Köyünü basan çeteler köydeki tüm erkekleri öldürmüş. Küçük Kirkor’u annesi, onu madendeki mağaralara kaçırarak kurtarabilmiş. Sonra da bir yakınlarının yanına sığınmışlar. Olaylar yatışıp saldırılar durunca yanmış, yıkılmış, talan edilmiş köylerine dönebilmişler. Kirkor Bey, 25 yaşındayken Yozgat’ın İğdere Köyü’nde yaşayan Makruhi Hanım’la evlenmiş. Aile 1938’de İstanbul’a gelmiş ve Samatya’ya yerleşmiş. Bir yıl sonra da ilk çocukları Agop, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin Cerrahpaşa’daki hastanesinde doğmuş. Dünyaya gözlerini açtığı, ilk görüntüleri, ilk sesleri duyduğu bu hastane ile ömür boyu sürecek kader birliği de böylece başlamış. Babası Kirkor Bey, inşaatlarda kalfa olarak çalışır, annesi de Samatya yakınlarında bir fabrikada işçilik yaparmış. KOLUNU PRES KAPTI Çok yoksullarmış. Küçük Agop, Samatya Sahakyan Ermeni İlkokulu’na başladığı yıl, babası ona bir ceket almış. Bir bahar günü arkadaşlarıyla Samatya sahilinden denize girip çıkmış ve bir bakmış ki ceketin yerinde yeller esiyor. Anasından bir ton dayak yediği gibi tam üç yıl boyunca da ceketsiz kalmış. ‘Bana yeni bir ceket almaları mümkün değildi. Ekmeği karneyle alıyor, aylarca et ve şeker yüzü görmüyorduk’ diye annesinin köteğine hak veriyor şimdi. Küçük Agop, daha ilkokuldayken işe başlamış. Mezun olduğu yıl bir gümüş atölyesinde çalışıyormuş. Sıcak, çok
1000Kitap