9/10
·244 syf.··
2026 20. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2026 15:04
Her birimiz kendi küçük kumsallarımıza ihtiyaç duyarız. Gidip ağlayacağımız bir yere. İşte Yeonnam-dong’da beyaz köpüklü dalgalarıyla gözyaşlarımızı ve hüznümüzü sessizce yıkayıp götüren bir yer var.
Yeonnam-dong'un Neşeli ÇamaşırhanesiKim Jiyun · Epsilon Yayınevi · 2025691 okunma
8/10
·88 syf.··
2026 9. kitabı
His üzerine yazılmış bir kitaptı. Kısa bir zaman dilimini ele alıyordu. Bunun gibi, bir geziyi ele alan birkaç kitap hatırlıyorum; hepsini sevdim. Kendi dünyasını aktarmada başarılıydı.
KumsalCesare Pavese · Can Yayınları · 2021306 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·464 syf.··
2026 20. kitabı
Kitabı bitirdikten sonra bir de filmini izledim: The Beach. Açıkçası film beni biraz şaşırttı çünkü kitapla arasında oldukça ciddi farklar var. Film daha romantik ve maceracı bir tona sahipken, kitap çok daha karanlık ve psikolojik bir yere gidiyor. Bu yüzden bana göre romanın ruhunu anlamak için kitabı okumak şart. Yazarı Alex Garland romanı henüz çok gençken yazmış (kendisi bir gezgin) ama buna rağmen kitap oldukça berrak bir fikre sahip. Garland bir röportajında romanın merkezindeki düşünceyi şöyle özetliyor: “İnsanlar cenneti değil, kaçışı romantize eder.” Kitabı bitirdiğimde bu cümlenin ne kadar doğru olduğunu düşündüm. Çünkü romandaki karakterler aslında bir cennet aramıyorlar daha çok bir hikayenin içinde olmayı, sıradışı bir deneyim yaşamayı arzuluyorlar. Richard bana göre plajı gerçekten seven biri değil. Daha çok hikayenin kahramanı olma fikrini seviyor. Sürekli denenmemiş olanı denemek isteyen, adrenalin ve macera peşinde koşan biri. Bu yüzden plaj onun için bir amaç değil; daha çok bir sahne gibi. Filmde ise Richard karakteri biraz daha yumuşatılmış, daha sempatik ve klasik bir macera kahramanı gibi sunulmuş. Duck karakteri ise bence romanın en trajik figürü. Daffy Duck plajın aslında bir ütopya olmadığını ilk fark eden kişi gibi geliyor bana. Başlangıçta herkesin büyülendiği o “gizli cennet” fikrinin altında aslında paranoya, yalnızlık ve dışlanma olduğunu görüyor. Bir anlamda diğerlerinden önce gerçeği fark ettiği için sistemin dışına düşüyor. Onun intiharı da bana göre romanın kırılma noktası. Sanki Garland daha baştan bize şunu söylüyor: Bu hikayenin sonu iyi bitmeyecek. Sal karakteri ise başlı başına ayrı bir tartışma konusu. Sal ilk bakışta güçlü ve organize bir lider gibi görünse de aslında plajın diktatörü. Elbette plajın sır
Duygu ve Düşünce
KumsalAlex Garland · İthaki Yayınları · 2024117 okunma
9/10
·88 syf.··
2024 3. kitabı
·
47 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2024 00:00
İkinci Dünya Savaşı sonrasının İtalyan toplumunda, burjuva ve küçük burjuva aydınlarının içine düştüğü varoluşsal bunalımı, yabancılaşmayı ve amaçsızlığı anlatan bir modern edebiyat klasiğidir. Pavese, tatil beldesinin o güneşli ve kayıtsız atmosferi üzerinden, aslında faşizmin yıkıntıları üzerinde yükselen yeni kapitalist düzenin yarattığı ruhsal çürümeyi ve iletişimsizliği hissettirir. Bireylerin kendi dünyalarına hapsolduğu, tarihsel ve toplumsal sorumluluktan kaçtığı bu "eylemsizlik" hali, dönemin aydın krizinin tipik bir yansımasıdır. Toplumsal bir çözüm sunmasa da, çürüyen bir sınıfın psikolojisini teşhis etmek adına son derece başarılı bir edebi eserdir.
1000Kitap
KumsalCesare Pavese · Can Yayınları · 2021306 okunma
Puan vermedi·408 syf.··
2026 18. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 21:32
"Kırk iki yaşında olmasına ve otuz yaşında görünmesine rağmen kendini yüz yaşında hissediyordu." "Uyandığında gerçekliğin yıkıcı topunun göğsüne tekrar çarpması sadece bir an sürerdi." "Tekrar ayağa kalkmak için öncelikle yapabileceğin baska seyler de var. En azından arada bir saçlarını taramak gibi." "Onlar çoktan gitmişlerdi ve kumsal kendi hayat gibi bomboş ve ıssızdı." "Eșyaları her zaman değiştirebilirsin ama insanları değiștirmen neredeyse imkânsızdır." Bazı kitaplar vardır, okurken sanki bir hikâye değil de gerçek insanların hayatına misafir olmuş gibi hissedersiniz. Güvenli Liman da bana böyle bir duygu bırakan romanlardan biri. Hikâyenin merkezinde küçük bir kız var: Pip. Daha on bir yaşında olmasına rağmen hayat ona oldukça ağır şeyler yaşatmış. Babasını ve abisini kaybetmenin acısıyla büyümeye çalışan, ama buna rağmen annesine destek olmaya çalışan çok hassas ve olgun bir çocuk. Pip’in en çok etkileyen yanı ise acısına rağmen içindeki o saf iyiliği kaybetmemesi. Onu okurken insanın içi gerçekten yumuşuyor. Annesi Ophélie ise yaşadığı büyük kayıpların ardından hayata tutunmakta zorlanan bir kadın. Yasın içinde kaybolmuş, kalbi kırılmış ama yine de kızı için ayakta durmaya çalışan biri. Onun içindeki o sessiz acıyı hissedebiliyorsunuz. Tam bu noktada hikâyeye Matt giriyor. Sahilde resim yapan, kendi hayatında da yaralar taşıyan bir adam. Pip ile tanışmaları aslında çok sade bir an ama zamanla aralarında çok sıcak bir bağ oluşuyor. Pip’in Matt’e hemen ısınması, Matt’in de ona karşı içten ve koruyucu yaklaşımı hikâyeyi daha da anlamlı hale getiriyor. Başta Ophélie bu arkadaşlığa biraz mesafeli yaklaşsa da zamanla Matt’in hayatlarına iyi geldiğini fark etmeye başlıyor. Roman boyunca üç yaralı insanın yavaş yavaş birbirine tutunarak
Edebiyat & Roman
Güvenli LimanDanielle Steel · Arkadya Yayınları · 202537 okunma
8/10
·508 syf.··
2026 44. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 05 Mart 2026 22:06
İlk kez kitabı bitirir bitirmez bir inceleme yazıyorum. Ve hayatımın en zor işi bu olabilir. Kitabın ilk 5 bölümünü gram anlamadım. Yok yani anlayamadım, olmadı. İlerleyen bölümlerde tabi anlamaya başladım ama kafamda bazı yerleri birleştiremedim. Bazı yerleri defalarca okudum ama anlayamadım. Bunlar kitapla mı ilgili yoksa benimle mi tartışılır tabi. Kumsal'ın oyunları, Savaş'ın Derin'in kimliğini öğrenmesi, Bora'nın ihaneti derken kitap bitti. Derin'in yıllarca annesi sandığı kişinin aslında annesi olmaması, baba dediği adamın onun ölmesini istemesi üzücüydü ya. Daha gerçek ailesine kavuşamadan kaybetmesi, aslında Kumsal ile ikiz olmaları falan bu kitaba biraz fazla gelmiş gibi. Savaş hapse girdiğinde Kumsalı yüzünden Derin'in akıl hastanesine kapatılması ve tesadüfe bak ki kimsenin onları ayırt edememesi güzel plandı, ikizim olsa da denesem dedim yani o derece mükemmeldi. Her şeye rağmen biri hapisten çıktı, biri akıl hastanesinden dedim ama bunu gerçekten demek istemezdim fakat mecbur kalıyorum. Lan yazar ben evli mutlu çocuklu bitsin istedim, sen bunları akıl hastanesinde final yaptırdın. Oldu mu şimdi? Soruyorum sana! Sonunda ben zannettim ki bunlar evleniyor. Kandırıldım resmen. Bana kalırsa Derin ikinci kez akıl hastanesine girince kafayı yedi. Savaş da Derin kafayı yedi diye kafayı yemiş rolüne girdi. Boğaç hariç tüm karakterlerden soğudum finalde. Sonunda Kumsal yola gelse, ailesi yaşasa, bunlar bir araya gelse ne güzel olurdu. Savaşla Derinde evlenir bende hayallerime kavuşurdum. Sonunu gram beğenmedim. Yazara sesleniyorum. Bir daha böyle son olmasın...
Sahte Güz 2Beyza Özaydın · Epsilon Yayınları · 202513 okunma