Adına ne dersek diyelim, beni bu hâle getiren o değildi; göz göre göre kendimdim. Inanmamam gerekirdi. O bakışlardaki düşle, sesin ardındaki yarı karanlık vadilere kanmamam gerekirdi. Ana kandım, ama düştüm, ama yandım. Her defasında biraz daha derine battım. Çırpındıkça daha çok boğuldum. Suç ondaymış gibi görünse de onca uyarıya rağmen kanan, gözlerinin içinde yanan ateşi görmez den gelen bendim.
Sevmek ve hoşlanmak başka, istemek, bütün ruhuyla, bütün vücuduyla, her şeyiyle istemek başka... Aşk bence bu istemektir. Mukavemet edilmez bir istemek!
Beni kemiren sadece büyük bir yalnızlık hissiydi ve gene bu yalnızlığın tesiriyle, bana yakın olduğunu anladığım bir insana karşı birçok noktalarda kendimi aldatmaya hazırdım.