Bismillah...❤️
Çoğuz ve Varız: Yeniden Yakınlaşmanın Vakti
Kalabalıklar içinde kaybolduğumuzu sandığımız anlarda bile, aslında birbirimize görünmez iplerle bağlıyız. “Çoğuz ama yokuz” sözü bir sitem gibi dursa da özünde büyük bir umut taşır. Çünkü yokluğu hissedebiliyorsak varlığı da özlüyoruz demektir.
Uzaklaştığımızı Sandığımız Yer: Geri Dönüşün Başlangıcı
Komşuluk, dostluk, insanlık... Bunlar tamamen silinip gitmedi; sadece telefon ekranlarının, günlük koşturmacaların ve yorgunlukların arkasına saklandı.
Apartman girişinde denk geldiğinde selamını esirgemeyen o teyze hâlâ orada. Markette poşetini taşımaya yardım eden genç, hâlâ içimizden biri. Biz sadece unuttuğumuzu sanıyoruz.
Küçük Temaslar, Büyük Köprüler
Yeniden “var” olmanın formülü büyük devrimlerde saklı değil. Her şey küçük adımlarla başlar:
Bir selam: Asansörde göz göze geldiğinde başını eğmek yerine içten bir “günaydın” demek.
Bir hatır: Yan komşunun kapısını çalıp bir tabak sıcak yemek uzatmak; hiçbir bahaneye sığınmadan.
Bir dinleyiş: Çay ocağında, otobüste, yolda, kafede ya da iş yerinde karşındakini gerçekten duymak için telefonu sadece iki dakikalığına cebine koymak.
İstanbul’un kalabalığı bugün de aynı. Değişen biz değiliz; sadece birbirimizin hayatına dokunmayı erteliyoruz. Ve ertelediğimiz her şey, her an yeniden büyük bir aşkla, Allah aşkıyla başlayabilir.
Çünkü İnsan, İnsana Şifadır
Birbirimizden uzaklaştıkça eksildiğimizi sanıyoruz. Oysa eksilen özümüz değil, sadece aradaki mesafeler. İlk adımı atan, kendi varlığını görünür kılar. Sonra ikinci, ardından üçüncü adım gelir. Bir de bakmışız ki “çoğuz ve buradayız” demeye başlamışız.
Ve sonra bir bakmışsın, gerçekten “biz” olmuşuz. Kün feyekün sırrı tecelli etmiş... “Ol,” der ve duaların kabul olur.
Kalabalıklar,