Düşünebilmemdi beni yaratılmışların en üstünü kılan, düşünebilmem kelimeleri bilmemdendi. O’na, beni Yaratan’a, böyle halife kılındım. Bir kelamla, Kün, yaratılmıştı evren. Bir kelam ile, Bela, muhatap kılınmıştım ben.
Sayfa 331·Kitabı okudu
“Toplama Kampları” düşüncesi, birçok insanın bil­diğinin aksine Hitler’in bir buluşu değildir. İlk toplama kampı 1838 yılında ABD’deki Kızılderililer için yapıl­mıştı. 1901 yılında İngilizler, Boer Savaşı sırasında tutukladıkları Boerlere ‘kollektif hapis cezası’ uygula­mak için ilk toplama kampını açmışlardı. 26.000 Boer kadın ve çocuk İngiliz kamplarında açlıktan ölmüştü. (Çocukların çoğu 16 yaşın altındaydı) Lenin, örnek aldığı Jakobenler Fransa’sı gibi, rejim düşmanı saydığını hiç yargılamadan doğrudan toplama kamplarına gönderiyordu. Ona göre bu kamplar “işçi okulu” idi. Fransız ihtilali sırasındaki Jakoben terörü gibi, Yahudi Bolşevik görevliler de kurbanlarını suya atarak öldürüyorlardı. Bela Kun (Aaron Kohn) ve Roza Zemlyaşka (Rozalia Zalkind), 1920 sonbaharında Kırım’ daki Rus subaylarını suya atarak öldürtmüşlerdi. (Igor Bunich, “ The Partys Gold,”St. Petersburg, 1992) 1920 İlkbaharında Siyonist Çekist Mikhail Kedrov (Asıl adı Zederbaum idi) 1092 Rus subayını suda boğarak öldürtmüştü. Lenin ve yoldaşlarının en nefret ettiği insanlar “bağımsız düşünenler” idi. Bu unsurların yok edilmesi rejim için elzemdi. Lenin ayrıca, mümkün olduğu kadar çok öğrencinin öldürülmesini emretmişti. Çekistler öğ­renci şapkası giyen her genci tutuklamaya başlamışlardı. Bunlar tasfiye edilmeliydi çünkü, geleceğin Rusyası’nın entellektüelleri olarak potansiyel bir tehdit oluşturuyor­lardı.
Sayfa 247·Kitabı okuyor
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Girişin mükemmelliği
Ulema, cühela ve ehli dubara; ehli namus, ehli işret ve erbab-ı livata rivayet ve ilan, hikayet ve beyan etmişlerdir ki kun-ı Kainattan 7079 yıl, Isa Mesih'ten 1681 ve Hicretten dahi 1092 yıl sonra, adına Kostantiniye derler tarrakası meşhur bir kent vardı. (Yapayzeka çevirisi) Bu metnin meali şudur: Toplumun her kesiminden insan (aliminden cahiline, namuslusundan ayyaşına ve dolandırıcısına kadar herkes) anlatmış ve onaylamıştır ki; dünyanın varoluşundan şu kadar, Hz. İsa'dan bu kadar yıl sonra, İstanbul adında gürültüsü dünyayı tutmuş bir şehir vardı...
Alıntı
Bu girişe aşığım
Ulema, cühela ve ehli dubara; ehli namus, ehli işret ve erbab-ı livata rivayet ve ilan, hikayet ve beyan etmişlerdir ki kun-ı Kainattan 7079 yıl, Isa Mesih'ten 1681 ve Hicretten dahi 1092 yıl sonra, adına Kostantiniye derler tarrakası meşhur bir kent vardı. (Yapayzeka çevirisi) Bu metnin meali şudur: Toplumun her kesiminden insan (aliminden cahiline, namuslusundan ayyaşına ve dolandırıcısına kadar herkes) anlatmış ve onaylamıştır ki; dünyanın varoluşundan şu kadar, Hz. İsa'dan bu kadar yıl sonra, İstanbul adında gürültüsü dünyayı tutmuş bir şehir vardı...
“Annah! Gırbaç çalınmaz oğlum. Haram.” “Atların sırtını kanatmak helal mi?” “He?”
Sayfa 98
Onuncu Söz
Hem hiçten, yeniden bütün zîhayatın ordularını, bütün cesetlerinin taburlarında kemal-i intizamla zerratı “Emr-i kün feyekûn” ile kaydedip yerleştiren, ordular icad eden Zat-ı Zülcelal, tabur-misal cesedin nizamı altına girmekle birbiriyle tanışan zerrat-ı esasiye ve ecza-yı asliyesini bir sayha ile nasıl toplayabilir, denilir mi?
Envar Neşriyat·Kitabı okudu