Kışın, üzerinde yaşadığımız Arz'ın beyaz sahifesini çeviren, yazın yeşil yaprağını açan, haşr-i baharı herkesin önüne seren, bir ağaçda üç haşri gösteren, cascavlak soydukdan sonra, önce çiçeğini, sonra yaprağını, daha sonra meyvesini gözümüzün önüne koyan, emr-i (Kün Feyekûn)'a mâlik bir Zât-ı Mutlak hakkında «Benim ma'nâmı nasıl muhafaza edecek? Ben tekrar ikinci hayâta nasıl kavuşacağım?» diye düşünülür mü?
Dibini görmediğin bir ırmağın derinliğini düşünmekle anlayamazdın. Ya oturup manyak gibi düşünecek ya da gözünü karartıp yürümeye başlayacaktın karşı kıyıya doğru.