Kün tuğ balgıl kök kurıkan Güneş tuğumuz olsun, gök yüzü çadırımız.
O, Ol der ve Oluverir 🌹
Din
Reklam
İbn' Arabi'den (ح، ve ك)
Muhyiddin İbn Arabi 'den Risaleler 1 Tamamlama, Tekmil etme: "Ha", "Huve", "Hiye"... "Huve"ye gelince, onun "O" olması bakımından "O" olduğu yukarıda açıklığa kavuştu. Fakat o, "O" olması hasebiyle "ha" veya "hiye" değildir. "Huve"nin "hiye" olması ise, ancak benzerlik suretinin icat edildiği durumlarda olur. Bu durumda "Huve" fiil, "hiye" ise ehil, "ha" da "Huve" ile "Hiye"yi birleştiren emir olur. Sonuç için ortaya atılan iki önermeyi birbirine bağlayan sebeb gibi. Çünkü iki öncül ve sonuç üç unsur eder, dolayısıyla bunları birbirine bağlayan bir sebebin olması kaçınılmazdır. "Huve" vardı ve beraberinde hiçbir şey yoktu. "Huve", "Huve" olarak ondan varlık olmaz. "Hiye"den de "niye" olarak varlık olmaz. "Ha"dan da "ha" olarak varlık olmaz. "inni"deki "ya"da varetmeyle ilgili ön bilgi, isimlerin hakikatlerinin zuhur etmesi için varoluşu gerektirdi. "Ha", "Huve" ve "Hiye'yi harekete geçirdi. "Huve" "hiye" ile buluştu ve sonradan olma (hadis) varlıklar meydana geldi. Bu yüzden bu buluşma iki harfle ifade edildi. Bu iki harf de "KUN"dur. Yüce Allah şöyle buyuruyor: "İnnema kavluna li şey'in iza erednahu ennekule lehu kunfe yekun / Biz, bir şeyin olmasını istediğimiz zaman, ona sözümüz sadece "ol" dememizdir. Hemen oluverir." (Nahl,40) İşte "şey" budur. Dolayısıyla objede zuhur eden sebebiyet, sözün yöneldiği sebebiyet değildir. Çünkü "şey", "hiye"dir. Biz de onu "huve" olarak irade ettik. Ona "ha" da diyebiliriz. "Ha" ise, iki olguyu birbirine bağlayan sebep niteliğindeki "kun"dur. Dolayısıyla "kun" kelimesindeki "kaf" "Huve"dir. "Nun" ise "hiye"dir. Böylece daire oluşmuş oldu. "Kaf" ile "nun" arasında takdir edilen bağ ise "ha"dır. Bu sÖZ mantıkçıların dilinde çok yaygındır. Diyorlar ki: Allah'ın emri "kaf" ile "nun" arasındadır. İşte bu "Ha"nın mertebesidir. Birkaç beyitte "huve",
Kün Dedi Var Etti Kevn-ü Mekâni
Kün dedi var etti kevn ü mekâni Bu kudret Hazret-i kibriyânındır Levlâke levlâke emr-i Sübhânî Ki âlem Muhammed Mustafa'nındır Akla fikre sigmaz hikmet-i settâr Yâri agyâr eder nâri da gülzâr Edip Harabi (Ahmed Edip)
Şiir
Bismillah...❤️ ​Çoğuz ve Varız: Yeniden Yakınlaşmanın Vakti ​Kalabalıklar içinde kaybolduğumuzu sandığımız anlarda bile, aslında birbirimize görünmez iplerle bağlıyız. “Çoğuz ama yokuz” sözü bir sitem gibi dursa da özünde büyük bir umut taşır. Çünkü yokluğu hissedebiliyorsak varlığı da özlüyoruz demektir. ​Uzaklaştığımızı Sandığımız Yer: Geri Dönüşün Başlangıcı ​Komşuluk, dostluk, insanlık... Bunlar tamamen silinip gitmedi; sadece telefon ekranlarının, günlük koşturmacaların ve yorgunlukların arkasına saklandı. ​Apartman girişinde denk geldiğinde selamını esirgemeyen o teyze hâlâ orada. Markette poşetini taşımaya yardım eden genç, hâlâ içimizden biri. Biz sadece unuttuğumuzu sanıyoruz. ​Küçük Temaslar, Büyük Köprüler ​Yeniden “var” olmanın formülü büyük devrimlerde saklı değil. Her şey küçük adımlarla başlar: ​Bir selam: Asansörde göz göze geldiğinde başını eğmek yerine içten bir “günaydın” demek. ​Bir hatır: Yan komşunun kapısını çalıp bir tabak sıcak yemek uzatmak; hiçbir bahaneye sığınmadan. ​Bir dinleyiş: Çay ocağında, otobüste, yolda, kafede ya da iş yerinde karşındakini gerçekten duymak için telefonu sadece iki dakikalığına cebine koymak. ​İstanbul’un kalabalığı bugün de aynı. Değişen biz değiliz; sadece birbirimizin hayatına dokunmayı erteliyoruz. Ve ertelediğimiz her şey, her an yeniden büyük bir aşkla, Allah aşkıyla başlayabilir. ​Çünkü İnsan, İnsana Şifadır ​Birbirimizden uzaklaştıkça eksildiğimizi sanıyoruz. Oysa eksilen özümüz değil, sadece aradaki mesafeler. İlk adımı atan, kendi varlığını görünür kılar. Sonra ikinci, ardından üçüncü adım gelir. Bir de bakmışız ki “çoğuz ve buradayız” demeye başlamışız. ​Ve sonra bir bakmışsın, gerçekten “biz” olmuşuz. Kün feyekün sırrı tecelli etmiş... “Ol,” der ve duaların kabul olur. ​Kalabalıklar,
1000Kitap
İnsanlar tesadüfen karşılaşmazlar, onları sonsuz aşkla buluşturan Allah'tır. İman eden gönülleri birleştiren de O Ebedî Sevgili’dir. Kalplere o ilk muhabbet tohumunu eken de O’dur, arasına mesafe girse de vuslatı yazan da O’dur. Biz sanırız ki yollar kesişti, halbuki yolları kesiştiren, ayrıyken bile aynı duada buluşturan O Ebedî Sevgili’dir. Ne zaman bir göze değse gözün, bir kalbe dokunsa aşkın, bil ki o an levh-i mahfuzda çoktan yazılmıştır. Rastlantı dediğin, O’nun "Kün" deyişinin bu âlemdeki adıdır. ___ /Güven Taşdemir
1000Kitap
Reklam
Reklam