kürkçünün dönüp dolaşacağı yer yine tarih tekrarıdır
Karagöz İle Hacivat: Leylek
KARAGÖZ İLE HACİVAT: LEYLEK Mart ayının ortası. Kar yeni kalkmış. Ortalık ayaz, hava buz gibi. Karagöz nicedir işsiz. Kazağını, paltosunu eskiciye satmış. Yarı aç, yarı tok. Üstünde bir fanila, bir mintan. Soğuk havada iş bulmak için gezerken, dişlerinin takırtısı Uludağ'dan duyuluyor. Karagöz tam bu esnada Hacivat'la karşılaşır. Hacivat: " Merhaba Karagözüm. Nasılsın, iyi misin? " Karagöz: " İyi değilim Hacivat. Donuyorum. " Hacivat sağa sola bakınır. Bir evin bacası üstündeki leyleği görür. Parmağıyla leyleği işaret ederek: " Bak Karagözüm, leylekler gelmiş. Artık yaz geliyor. " Karagöz: " Hacivat, anlamsız konuşma. Hem leylek gelmiş diyorsun, hem kaz geliyor diyorsun. " Hacivat: " Kaz demedim Karagözüm, yaz geliyor dedim. " Karagöz: " Kaz yazayım ama ben yazı bilmem ki. Yaz demek kolay. " Hacivat: " Dediklerimi yanlış anlıyorsun Karagözüm. Bak leylek nasıl da takırdıyor. " Karagöz çenesini tutar: " Takırtı benden geliyor. Paltom yok da, soğuktan dişlerim takırdıyor. " Hacivat: " Palton yok mu? Doğru ya, paltonu giymemişsin. Al benim paltomu giy. " der ve paltosunu Karagöz'e verir. Karagöz paltoyu giyer ve dişlerinin takırdaması durur. Bu sefer üşüyen Hacivat'ın dişleri takırdamaya başlar. Karagöz: " Hacivat, bu leylek yolunu kaybetmiş, kış günü Bursa'ya gelmiş. Şimdi gerçekten takırdamaya başladı. " Hacivat: " Karagözüm, leylek değil, ben takırdıyorum. O palto senin olsun. Kürkçü Emin'den kendime kürklü palto alacağım. "Karagöz: " Körükçü Cemil'den palto mu çalacaksın? " Hacivat: " Çalmayacağım, parasıyla kürklü palto alacağım. " Karagöz: " Hacivat'ım, paltonu geri al, bana kürklü palto satın al. " Hacivat: " Olmaz Karagözüm, benim eski paltomu sen giy. Ben kendime kürklü palto alacağım. " Karagöz, kendine alma, bana al dedikçe, Hacivat, sana değil, kendime
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bu şehrin kürkçü dükkanı vali yolu, Muhteşem Gatsby'si de benim herhalde
"Alışırsın... Ve tilki dönmesin diye Kürkçü dükkanını yakarsın"
Bayram tatili bittiğine göre kürkçü dükkanına (üniversite) dönme vakti. Finaller var 🥲
1000Kitap
Yine bir geceyi daha usulca katlayıp, sabahın ceplerine sıkıştırdık çok şükür. Gece dediğin nedir ki zaten? Gündüzün taksiratını örtmeye çalışan bir beceriksiz..? Neyse ne, bugün biraz dışarı sızmalı. Şöyle ufak bir oksijen tedariki yapıp ciğerleri tazeledikten sonra derhal ve süratle kürkçü dükkanına, yani o kutsal mekanıma, odama kapanmalı. Zira şu fani dünyayla, o dışarıdaki lüzumsuz kalabalıkla asla ve kat’a "iletişemiyorum". İletişmek istemiyorum! İki kelimeyi yan yana getirmekten aciz güruhlar meydanlarda büyük büyük laflar ediyorlar. Dış dünya dediğin o hengameye hiç lüzum yok. Benim iç dünyam zaten kendi kendine yeterince meşguldür, mesuttur, hatta yer yer kendi iç işlerinde muazzam bir daimi meşgulasyon sağlamaktadır! Kendi kendimin muhalefetiyim zaten, kendi içimde koalisyonlar kurup hükümetler deviriyorum bir de dışarısının gürültüsünü mü çekeceğim? Bu aralar çok oyalanıyorum buralarda efenim. Daha fazla vakit nakitini çarçur etmeden ben perdemi kapatıyor ve bu dijital dehlizden usulca tüyüyorum.

Eylem

@Raven_paradox
·
çay demlerim sabahlarım hem okurum hem yazarım sabah olur ben yatarım