Benim Erzurum'a gittiğim sene çadırcı yine bahar sonunda
Boğaz'a, Ilıca'ya, yaylaya çıkılacağını çocuklara müjdeliyor,
kürkçü yine elinde tığı, ağır tokmaklı kapıları çalarak uzun kış
aylarını, yaman tipileri haber vermeye geliyordu. Fakat bu
yerlerde birbirinden o kadar değişik olan bu iki mevsime
hazırlanan şehir, artık eski şehir değildi. İşin garibi, böyle bir
teşekkülün bir vakitler var olduğunu gösteren hiçbir şey
ortada kalmamış, canlı hayatın yerini bir yığın ölüm, hicret
hikâyesi almıştı.
Küba Devrimi, klasik sömürge sisteminşn yıkılışı, ulusal kurtuluş mücadelelerinin Asya, Afrika ve Layin Amerika'daki yükselişinin paralel olarak kapitalist dünyada 1968 Başkaldırısı ve sosyalist dünyada Çekoslovakya İşgali, sınıf mücadelesinin yörüngesini klasik komünist-sosyalist partilerin yürüttüğü sınıf hareketlerinden, ülkemizde daha çok gençliğin başını çektiği anti-emperyalist harekete doğru taşır.
Bu süreçte 1960'ların sonlarında MDD hareketi önce Aydınlık Sosyalist Dergi ile Proletwr Devrimci Aydınlık biçiminde bölünür. Aydınlık Sosyalist Dergi içinden Mihri Belli ve çevresinden kopan Mahir Çayan, Yusuf Küpeli, Münir Ramazan Aktolga, Ertuğrul Kürkçü ve bir grup arkadaşları Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi hareketini 197q'de kurar; bu hareket de 1972'de bir yanda Mahir Çayan, Ziya Yılmaz, Ulaş Bardakçı ve Ertuğrul Kürkçü, diğer yanda Yusuf Küpeli ve Münir Ramazan Aktolga olarak bölündükten, Kızıldere'de uğranan katliamdan sonra Ziya Yılmaz'ın değerlendirmesitle mahkeme sürecinde 1974'te THKP son bulur. Proleter Devrimci Aydınlık çevresi de önce Türkiye İhtilâlci İşçi-Köylü Partisi'ni (TİİKP) kurduktan bir süre sonra İbrahim Kaypakkaya önderliğinde bir grubun ayrılmasıyla Türkiye İhtilâlci İşçi-Köylü Ordusu (TİKKO) ve Türkiye Komünist Partisi Marksist-Leninist (TKP/M-L) olarak ayrışır
17 Ekim 1970’de Dev-Genç kurultayı başlar, Ertuğrul Kürkçü, Dev-Genç başkanı olur. Çayan, Kurultay’da yaptığı konuşmada “devrimi gerçekleştirecek iki unsurun profesyonel devrimciler ve işçi ve köylü kitlesi olduğunu, … Dev-Genç’ten üstün Marksist-Leninist bir savaş partisi kurulması gerektiğini” söyler.
"Zeki bir adam, kötü bir vazivetten kumulmaarı hilir!» diye kendisini övsün, beğensin, soğukkanlı olduğunu söylesin, bu gülüş ve onun hayvani memnuniyeti, her kürkçüi dükkânında derisini gördüğümüz hälde yine zeki olmakta devam eden hikâyenin tilkisinden daha aptal, daha şuursuz fakat aynı cinsten bir sevkitabiiyi ifşa ediyordu ve bu sevkitabii, yalnız kendisine hitap edeni, bir cevap olarak yaradılmışı seçtiği için daima üstün ve muvaffak görünecekti.