Gözlerinin altı çökmüş. O bir şey değil. Çok insan gözlerinden ölmez. Gözlerinin kıyısı kırışsa da, gözbebekleri ışıltısını, canını yitirse de gene cana benzer bir şeyler kalır. Belki kirpiklerini kırpmasında, belki kaşını kaldırmasında… Gözlerinin içi buruş buruş olda da… İnsanlar ellerinden ölmeye başlarlar. Akyollu Hatunu Karakız ellerinden ölmüş. Uzamış, sarı, buruş buruş, kıpırdamayan, küsmüş eller. Elleri ölmüş dayanıyor Karakız Hatun, oğlunun öcünü, oğlunun canının karşılığını bekliyor Karakız Hatun. Ölürüm daha önce diyerek, elleri ölmüş, ağır ağır çarpan, belli belirsiz, yüreğinin üstünde.
Şu dünyada her bir yaratığın tutunacak bir dalı var, insanın yok. Şu dünyada yalnız olan, kimsesiz, çaresiz olan yalnız be yalnız insandır. Herkesin, her şeyin yaşaması, ölümsüzlüğü var, insanın yok. Ağaç, kuş, böcekler, yılanlar, çıyanlar, hiçbirisi, hiçbirisi yok olmuyor. Ama insan yok oluyor. Çünkü insan kendinde başlayıp kendinde bitiyor.