Bir gün karşındaki dağ geride kalacak. Onu neredeyse göremeyeceksin. Ama ona tırmanırken dönüştüğün o insan: hep seninle olacak. Belki de dağın amacı budur...
1000Kitap
📌Kur'an okumaktan vazgeçmişseniz, Namaz kılmaya üşenmişseniz, Gece ayakta kalmayı bırakmışsanız, Zekat vermek artık ağır gelmeye başlamışsa, Orucu bırakmışsanız, Diliniz Allah'ı anmayı bırakmışsa… O halde Rabbin hakkı için söyle bana, hangi kapıdan kurtuluşu bekliyorsun…?!
Din İslam
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Geleceğimizde İslâm Var! Bir felsefe devinin ideolojik zincirlerini kırarak hakikate yürüdüğü o tarihi ana doğru kısa bir yolculuğa çıkıyoruz. Tarih: 8 Nisan 1983 Mekân: Karyünes Üniversitesi Konferans Salonu – Bingazi, Libya "İslam’ı seçmekle çağı seçtim..." Yirminci yüzyılın en sarsıcı entelektüel dönüşümlerinden biri, 1983 yılının bir bahar gününde, Kuzey Afrika’nın Akdeniz’e açılan kapısı Bingazi’de tarihe kazındı. Fransız Komünist Partisi’nin teorisyenliğini yapmış, Marksist felsefenin Batı’daki en güçlü kalelerinden biri sayılan Roger Garaudy, o gün Karyünes Üniversitesi’nin kürsüsündeydi. Karyünes, sıradan bir yerleşke olmanın ötesine geçerek Batı rasyonalizminin, Doğu’nun manevi iklimiyle buluştuğu tarihi bir eşik haline geldi. Salondaki sessizlik, modern dünyanın krizlerine entelektüel bir isyan bayrağı açan Garaudy’nin şu sözleriyle bozuldu: "Ben Müslüman oldum." Bu ilan, sadece bireysel bir inanç arayışının sonucu değil; Batı’nın çıkmaz sokaklarından İslâm’ın evrensel ve zamansız hakikatine uzanan büyük bir köprüydü. Garaudy, Karyünes’ten yükselen sesiyle dünyaya haykırıyordu: "İslâm, geçmişe sığınmak değil, geleceği inşa etmektir." Fransız düşünür Roger Garaudy tarafından kaleme alınan ⁠Geleceğimizde İslâm Var, Batı'nın içine düştüğü ahlaki ve kültürel krizden kurtuluş reçetesini İslâm medeniyetinde arayan ufuk açıcı bir eserdir. Garaudy, Müslüman olduğunu açıklamadan bir yıl önce yazdığı bu kitapta, İslâm'ın insanlığın kurtuluşu için neden bir zorunluluk olduğunu felsefi açıdan temellendirir. — A.Hüsrev
Görünmez Gardiyanlar: Korku Toplumu ve Otomatik Pilotun Esareti
İnsanlık tarihi boyunca inşa edilen en büyük hapishaneler, etrafı taş duvarlarla ve dikenli tellerle çevrili olanlar değildir. En kusursuz, en korunaklı ve firarı en zor olan zindanlar; parmaklıkları biyolojimizle örülmüş, anahtarı ise manipülasyon teknikleriyle saklanmış zihinsel kafeslerdir. Modern dünyanın işleyişine, kitle iletişim araçlarına ve toplumsal dinamiklere dikkatle baktığımızda, insan bilincinin uyanmasını engelleyen devasa bir mekanizmanın tıkır tıkır işlediğini görmek mümkündür. Bu mekanizma, gücünü uzak galaksilerden veya gizli dünyayı yöneten elitlerin laboratuvarlarından değil; doğrudan bizim en ilkel biyolojik dürtülerimizden almaktadır. 1. Korku: Beyni "İlkel Moda" Esir Eden Silah İnsan beyninde korku ve tehdit algısını yöneten amigdala gibi yapılar, evrimsel geçmişimizin en eski ve en hayati parçalarından biridir. Bir insan korktuğunda, kaygılandığında veya gelecekle ilgili derin bir endişe duyduğunda, beynin çalışma öncelikleri tamamen değişir. Üst düzey düşünen, sorgulayan, felsefe yapan ve "Temet Nosce" (Kendini Tanı) düsturuyla "Ben kimim?" sorusunu soran modern kısım, yani prefrontal korteks adeta devre dışı kalır. Biyolojik sistem, enerjiyi soyut düşüncelere harcamak yerine tamamen hayatta kalmaya odaklar ve beyin tamamen "Savaş veya Kaç" moduna geçer. Korku ve endişe içindeki bir insan topluluğu şu refleksleri geliştirir: Sorgulamaz, sadece itaat eder: Güvenlik arayışı, özgürlük ve muhakeme ihtiyacının önüne geçer. Büyük resmi göremez: Algı alanı daralır; kolektif bilincini ve geleceğini düşünmek yerine sadece o anki akut tehlikeye veya yapay krizlere odaklanır. Manipülasyona açık hale gelir: Kendisine bir kurtuluş veya güvenlik vaat eden her türlü otoriteye ve yönlendirmeye en savunmasız halindedir. 2. "Beslenme" Mekanizması:
Duygu ve Düşünce
Bizler hafta sonu dinlenmeyen, resmî tatili olmayan, yemeden, içmeden, uyumadan anbean peşimizde olan bir düşmanla karşı karşıyayız. Bu düşmanın dünyadaki birinci gayesi bizlerin imansız olarak yaşaması ve ölmesidir. Bu nedenle şeytan, bizi yaratılış gayemizden uzak tutmak için her yola başvuracak, aklımızı daima bulandıracak, kalbimizin odağını her fırsatta dağıtacaktır. Nasıl ki bir hastanın, hastalığından kurtulması için, gerekli ilaçları düzenli bir şekilde alması gerekir. Aynen bunun gibi, insanın da şeytanın vesveselerinden kurtulması için; bu eserde sunulan devaları alması ve iman derslerine devam etmesi gerekir. Bizler bu devamlılığı sağladıkça, vesvesenin mahiyeti ve kurtuluş çarelerini daha iyi anlayacak ve bu sayede bir daha yakalanmamak üzere ondan kurtulabileceğiz. Bunun için, şeytanın hilelerini çok iyi anlamamız ve onun şerrinden her daim Allah'a(ce) sığınmamız gerekir. Allah(cc) bizleri nefis ve şeytanın şerrinden muhafaza eylesin. Bizlere iman-ı kâmil ve güzel son versin. Âmin, âmin, âmin... Mehmet Yıldız Vesvesen
Kpss tayfa bakalım şuna :
Kurtuluş Savaşı'nda TBMM emrindeki düzenli ordu birlikleri hangi ülkeleri Anadolu'dan atmıştır? ✨Ermenistan-Yunanistan (Fransa neden yok ? çünkü halk kendi çıkardı Düzenli birlik yapılmadı. İtalya neden yok? Askeri bir çatışma olmadı ve kendi kendine önceki savaşlardan çekildi. İngiltere neden yok?Daha çok diplomatik davrandı bu ülke.)