Köylere kitap götürmek, çöle su götürmek gibidir.
"Ben başkan olsam kitaplıklara önem veririm. Bir toplumun en büyük yerleşimden küçük yerleşimine kadar her yerinde kitaplıklar varsa, halk kitap okuyorsa o toplum her işine yetip artacak parayı bulabilir. Akıl uyanmayınca kafa çalışır mı? Kafa çalışmayınca para kazanılır mı? Aklı uyandıracak olan da kitap, kitaplık. Ben böyle düşünüyorum."
Reklam
"Peki, peki!" Dedi Dimitrios. Şişeyi geri alıp keseyi verdi. Anastasia Teyze toprağı küçük bir saksıya aktardı. Güzel bir saksıydı bu; mavilerin üstüne beyaz çiçekler işlenmişti. Toprağı içine doldurup yeşil kuşkonmaz fidesi dikti. Saksıyı evin güneşli yanına değil, gölge yanındaki duvara yaptırdığı özel yere koydu. Sık sık bakıyor, gerektikçe su veriyor, okşuyor. " Yurdumun yaşam boyu özlemini çektiğim toprağın da serpiyorsun, Benden daha şanslısın; ne mutlu sana!"
Sayfa 127
Mustafa Bey, insanların içinde o güne kadar pek ayırdında olmadığı derin bir iyilik özlemi olduğunu sezdi.
Sayfa 64
Çocuklar her zaman yapıcı, hem de yaratıcıdır.
Sayfa 106
Benim bu yaşamda en çok rast giden işim sensin Hanife!
Sayfa 110
Reklam
Reklam