Spoiler içerir!
Kendi oluşturduğu varlığa, gördüğü ilk günden beri canavar diyen, ondan kaçan Victor'ın hikayesini okuduğumuz roman bize güzel mesajlar veriyor.
Okurken keşke Victor bu yaratığa bir şans verseydi dediğim çok yer oldu. İnsanlar tarafından sevgiyle karşılanmayı bekleyen, onlara karşı iyi duygular besleyen ama korkunç görünüşü yüzünden hiç kimse tarafından bu sevgiyi bulamayan varlığın intikam yemini ederek bir "canavara" dönüşmesi ve en sonunda hem yaratıcısının hem de kendinin felakatini getirmesi benim için üzücü bir son oldu.
Kendisini sevecek bir kişi bulabilse iyiliğe yönelecek olan bu yaratık yaptığı iyiliklerin karşılığında insanların nefretiyle karşılaşıyor ve sevgisizliğin nasıl bir canavara dönüşmeye sebep olduğunu gösteriyor bizlere.
Tek kelimeyle mükemmel bir kitap. Okumak isteyenlere tavsiyem ilk 200 sayfaya kadar çok yavaş ilerliyor kitap o yüzden sıkılıp yarım bırakmasınlar gerçekten okunmaya değer bir eser. Uzun bir süre etkisinden çıkamayacağım bir kitap oldu.
Kitabın konusu güzel, sonunu da beğendim ama başlarda okuması çok yordu beni, olaylar yavaş ilerliyor, karışık bir anlatım tarzı var. Ama sonlara doğru daha çok merak uyandırıyor.
En ince ayrıntısına kadar düşünülmüş, sürükleyici, muhteşem bir kitap.
Emma Watson ve mürettebatının uzay istasyonunda bulaşıcı bir organizma ile verdikleri mücadeleyi kahramanlarımızla birlikte hissederek yaşadığım, her sayfayı merakla çevirdiğim bir kitap oldu. Tess Gerritsen in okuduğum ilk kitabı ama son olmayacak.
Kitap 2013 yılında ortaya çıkan kızıl veba salgınını ve salgın sırasında yaşanılan güçlükleri anlatıyor. Jack London'ın 1912 yılında yazdığı bu kitabında 100 yıl sonrası için büyük bir salgının tahmininde bulunması ise son yıllarda yaşadığımız koronavirüs salgını sebebiyle oldukça ilgi çekici. Okumanızı tavsiye ederim