Theodore Herzl tarafından kurulan (ve o sıralarda dünyadaki bütün hahamlar tarafından Yahudi dinine ihanet olarak mahkum edilen) siyasi siyonizm, kaynağını Yahudi dininden değil, aksine milliyetçilikten ve 19.yüzyıl Avrupa sömürgeciliğinden almaktadır.
Olayların yönünü İsrail lehine çevirme söz konusu olduğunda, medyanın hemen hemen tamamının aynı koro içinde yer alması bunun apaçık delilidir. Nitekim bunlar zayıflar şiddete başvurduğunda, ona "terörizm" damgasını basar, güçlüler şiddet kullandığında onlarınkine "terörizme karşı mücadele" adını verirler.
Kötürüm bir yahudi, FKÖ'nün satılmış bir militanı tarafından 'Achille Lauro' gemisinden denize atıldı. Bunun terör eylemi olduğuna kimse itiraz edemez. Fakat buna misilleme olarak, İsrail hava kuvvetleri Tunus'u bombaladı ve pek çoğu çocuk olmak üzere 50 kişini ölümüne sebep oldu. Medya bu vahşeti "Terörizme karşı mücadele, kanun ve düzeni savunma" olarak sundu.
Profesör İsrael Şahak, 1975'te, 1948'de mevcut olan 475 köyden buldozerlerle yıkılıp ortadsn kaldırılmış 385 Arap köyünün listesini kaza kaza sundu. "İsrail'den önce Filistin'in bir 'çöl' olduğuna inandırmak için, yüzlerce köy evleri, çitleri, mezarlıkları ve kabirleriyle birlikte buldozerlerle silinip süpürüldü."
Yahudi soykırımı efsanesi herkesin işine geliyordu. Çünkü bundan "tarihin en büyük soykırımı" diye bahsetmek, Batılı sömürgeciler için (Amerika yerlilerinin toplu kırımı ve Afrikalı kölelerin ticareti gibi) kendi cinayetlerini unutturmak; Stalin içinse, vahşi zulümlerinin üzerine sünger çekmek demekti.