K1
9/10
·112 syf.··
2026 13. kitabı
Duygu çözümlemesi yapmak zor gelir bana. Bazı sayfalarda tam olarak ne demek istediğini bile anlamadım. Ama hissettiğim en derin şey şu ki kaç yaşına gelirse gelsin bir çocuk ebeveyninden onay almaya her zaman ihtiyaç duyarmış. Ve küçükken hep eleştirilen, onaylanmayan çocuklar yetişkin olduklarında bile kendi kararlarını kendileri veremezlermiş. Mektubu niye vermedi bilmiyorum. Milena’ya birçok kez mektuptan bahsetti, mektubu daktiloya çekti ki bu mektubun yayımlanmaya hazır bir metin olduğunu gösteriyor Franz’ın alışkanlıklarına göre. Belki de sadece içini dökmek için yazdı, çocukluğundaki Franz ve babası ile yüzleşmek için. 1919 Kasım ve Franz Kafka 36 yaşında, ama mektubu yazan o değil. “yetişkin Franz değil de çocukluğundaki Franz yazıyor gibi” Aradan biraz zaman geçer ve muhtemelen ben bu mektubu bir daha okurum, sonra biraz daha zaman ve tekrar. Okuduğum yaşa göre mektubun bana hissettirdikleri de değişecek. Büyülü sanki. 
Babaya MektupFranz Kafka · Can Yayınları · 201954,1bin okunma
#okudumbitti
10/10
·400 syf.··
2026 12. kitabı
Bazen en çok dışlanan insanlar, en güzel hikâyeleri içinde taşır. Bazı kitaplar bittiğinde yalnızca hikâyesi değil, bıraktığı his de uzun süre sizinle kalır. Kya'nın Şarkı Söylediği Yer benim için tam olarak böyle bir kitap. Kya'nın çocuk yaşta terk edilmesiyle başlayan yolculuğu, aslında yalnızlığın insanı nasıl hem yaralayıp hem de güçlendirebildiğinin hikâyesidir. İnsanlardan sevgi göremediğinde doğaya sığınması, bataklığı, evi, kuşları ve deniz kabuklarını ise ailesi gibi görmesi insanın kalbine dokunmakta. Sayfalar ilerledikçe Kya'nın yalnızlığına üzülmekte, küçük mutluluklarına ise sanki bir arkadaşın adına sevinir gibi sevinmektesiniz. Bu kitap yalnızca bir gizem ya da cinayet romanı değil; aidiyet, önyargı, sevgi, kayıp ve hayatta kalma üzerine yazılmış çok güçlü bir yaşam öyküsüdür. Doğa betimlemeleri öylesine etkileyicidir ki, kendinizi bataklığın sessizliğinde yürürken bulabilmektesiniz. Her sayfa biraz hüzün, biraz umut taşımakta. Uzun zamandır beni böyle sarsan, böylesine içime dokunan, beni içli içli ağlatan bir kitap okumamıştım. Kya'nın hikâyesi bana, en büyük yalnızlıkların bile insanın içindeki yaşam sevgisini tamamen söndüremeyeceğini hatırlattı. Bazı karakterler unutulur, ama Kya uzun süre aklımda kalacak...
Edebiyat
Kya'nın Şarkı Söylediği YerDelia Owens · Salon Yayınları · 20253,788 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·400 syf.··
2026 15. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 05:12
İki gecedir sabahın ilk ışıklarına kadar okuyorum. Çünkü kitabı ne zaman bıraksam aklım Kya’da kalıyor.. Gözyaşlarımı durduramadım bi ara.. Onun o yalnızlığını, çaresizliğini iliklerime kadar hissettim. Herkes terketti onu ailesi abisi ve tabi ki sevdiği.. Bi yanım Tateyi affet onunla ol artık yalnız olma derken bi yanım da affetme o senin en büyük yaranı bilerek aynı yarayı açtı sen de dedim.. Çok etkileyici çok güzel bir kitaptı, küçücük bir kızın bataklığın ortasında yapayalnız verdiği yaşam mücadelesi beni etkiledi. Bu kitabı bana yakın arkadaşım önerdi şimdi ben de gözüm kapalı herkese önereceğim.. Hoşçakal Kya.. Hoşçakal Bataklık kızı..
Kya'nın Şarkı Söylediği YerDelia Owens · Salon Yayınları · 20253,788 okunma
Kya’nın Şarkı Söylediği Yer / Delia Owens
Puan vermedi·400 syf.··
2026 33. kitabı
Bazı kitaplar bittiğinde hikâyesi akılda kalır, bazılarıysa geride kalıcı bir duygu ve düşünsel iz bırakır. Kya’nın Şarkı Söylediği Yer, benim için ikinci kategoriye giren; yalnızca anlatısıyla değil, ele aldığı temalarla da uzun süre zihnimde yer edeceğini düşündüğüm romanlardan biri oldu. Kya, Kuzey Karolina kıyılarındaki bataklık arazisinde yaşayan küçük bir kız çocuğu. Şiddetin ve yoksulluğun hüküm sürdüğü evinde önce annesi, ardından kardeşleri ve sonunda babası tarafından terk ediliyor. Henüz altı yaşındayken, toplumdan uzak bir kulübede tek başına hayatta kalmaya çalışıyor. Romanın merkezinde aslında bu mücadele yer alıyor: Bir çocuğun yalnızlığa, açlığa ve toplumsal dışlanmaya rağmen yaşamını sürdürme çabası. Kitabı okurken dikkatimi en çok çeken unsurlardan biri, kasaba halkının Kya’ya yönelik yaklaşımı oldu. İnsanlar onu tanımadan yargılıyor, anlamaya çalışmadan ötekileştiriyor ve yıllar boyunca ona “Bataklık Kızı” etiketi yapıştırıyor. Bu yönüyle roman, toplumsal önyargıların birey üzerindeki etkilerini ve dışlayıcı sosyal mekanizmaların nasıl işlediğini eleştirel bir perspektifle görünür kılıyor. Mahkeme süreci başladıktan sonra ise kendimi sık sık Bülbülü Öldürmek’i okurken hissettiğim duyguların içinde buldum. Bir bireyin yalnızca farklı olduğu için suçlu olarak konumlandırılması, kasabanın kolektif yargıları, mahkeme atmosferi ve adalet arayışı, iki eser arasında tematik bir yakınlık kurulmasına olanak tanıyor. Nitekim kitabı bitirdikten sonra bu benzerliğin birçok eleştirmen tarafından da vurgulandığını görmek dikkat çekiciydi. Romanın en güçlü yönlerinden biri de doğa tasvirleri. Yazarın zooloji alanındaki geçmişi anlatının hemen her katmanında hissediliyor. Bataklık, kuşlar, deniz kabukları, gelgitler ve ekosistem yalnızca dekoratif unsurlar
Kya'nın Şarkı Söylediği YerDelia Owens · Salon Yayınları · 20253,788 okunma
Puan vermedi
Seri için bir yorum paylaşacağım zaten maksimum 20 kişi gördüğü için rahatım. Öncelikle bu kitaba teşekkür ederim. Yazarına da teşekkür ederim. Bu kitap sayesinde ben yeniden kitap okumaya başladım. Yani harbi sağ olun be . 2024 te 4-5 yıllık bir reading slump sahibi olarak (uyumamışım adeta ölmüşüm yani ) bu kitap beni üniversite 2. sınıfta bir KYK yatağına hapsetti ve bitene kadar okuttu. İşte budur. Verim budur. Kitapta sonradan düşününce eleştirecek çok yan var, her kitapta var fakat karakterleri o kadar sevmişim ki kıyamıyorum. Bence bu da bir yazarın başarısıdır. Bu kitap sayesinde reading slumpı kırdığım o yılda tamı tamına 120 kitap okudum. Ve diş hekimliği okuyorum. Bende oluşturduğu kitap okuma azmini hırsı siz düşünün :::::::::D
Yaralasar - 1Maral Atmaca · Ephesus Yayınları · 202113,1bin okunma
Özerklikten Sadakate: Türk Akademisinin Çöküşü
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2026 20:02
Türkiye’de Üniversitenin Dönüşümü Üzerine Bir İnceleme; Özerklikten İdeolojik Kuşatmaya, Bilimden Sadakate Türkiye’de üniversite meselesi yalnızca eğitim politikalarıyla ilgili değildir; aynı zamanda siyasal iktidarın toplum tasavvuruyla, gençlik anlayışıyla ve geleceğe dair kurmak istediği düzenle doğrudan ilişkilidir. Verilen alıntılar, özellikle 2006 sonrası yükseköğretim sisteminde yaşanan dönüşümü yalnızca niceliksel bir genişleme olarak değil, üniversitenin ruhunu değiştiren ideolojik bir yeniden yapılanma olarak ele almaktadır. Kitapta üniversite; özgürlüğün, eleştirel düşüncenin ve bilimsel özerkliğin mekanı olmaktan çıkarılarak siyasal ve kültürel denetimin aracı haline getirilen bir kurum olarak resmedilir. İnceleme boyunca öne çıkan temel meseleler; üniversitenin özerkliğinin aşınması, liyakat sisteminin çöküşü, akademinin siyasallaşması, dinin kampüs yaşamındaki genişleyen etkisi, taşra üniversitelerinin yapısal sorunları, gençlik üzerindeki ideolojik mühendislik faaliyetleri ve bütün bunların Türkiye’nin bilimsel geleceği üzerindeki etkileridir. Üniversite Kavramı: Özgürlüğün ve Çoğulluğun Mekanı; Metnin başlangıcında üniversite, insanlığın yüzlerce yıllık bilgi birikimini taşıyan bir alan olarak tanımlanır. Bu yaklaşım, modern üniversite fikrinin klasik anlayışına dayanır: Üniversite yalnızca meslek edindiren bir kurum değil; bireyin düşünsel dönüşüm yaşadığı, farklı fikirlerle karşılaştığı, dogmaları sorguladığı bir özgürlük alanıdır. Burada özellikle şu vurgu önemlidir: “Tek hakikat yoktur.” “Tabular ve kutsallar yoktur.” “Sormak ve sorgulamak serbesttir.” Bu ifadeler **üniversiteyi, dogmatik düşünceye karşı konumlandırır. Üniversitenin temel işlevi, mutlak doğrular üretmek değil; bilgiye eleştirel yaklaşabilen bireyler
Taşra ÜniversiteleriTuğba Tekerek · İletişim Yayınları · 202388 okunma