21 Haziran
Yaz gündönümü geldi çattı, eğitimimin yapıtaşı bugünü paylaşmadan rahat edemezdim. Bu gün KYK'de yılın en uzun gündüzü ve en kısa gecesi yaşanacak. Güzel değerlendirmeniz dileğiyle 💫
istanbulda bir kız kyk yurdunda yemek yerken video izleme alışkanlığı olan üniversite öğrencilerinin izledikleri türler üzerine yaptığım araştırmanın bulguları: 1) yaprak dökümü ve aşkı memnu başta olmak üzere eski türk dizileri bence birinciliği hak ediyor 2) kısmetse olur bir hayli fazla 3) çizgi film açanlar var ama küçüklüğümüzde izlediklerimizden değil netflix usulü, direkt netflix-disney-tabii vs. dizisi izleyenler de var 4) ilginç bir şekilde sağ elini yemek için kullanıp sol elini tiktok ya da reels kaydırmak için kullanana rastlamadım 5) diğer kategorisine ekleyebileceğim kayda değer bir video türü bulamadım
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Az önce ilginç bir şekilde bankaların kredi vermedikleri kara listeden çıktığımı öğrendim. 5 yıldır bir benim ismim silinmemişti o gece siyahı listeden, krediye çevrilmiş kyk borcumun 250 tl borcunu birkaç ay ödemeyi unuttuğum için. Ama beni o listede olmaya kötü alıştırdıkları için bankaları hortumlamaya karar verdim, bu sefer alnımın karası ve bileğimin haksızlığıyla giricem o listeye
Ulusların tarih sahnesinde kalıcı yapılar (devletler, özerk kurumlar veya güçlü lobiler) inşa edebilmesi, sadece nüfus çokluğuna değil; o nüfusu aynı ülkü etrafında eritecek "büyük bir ortak anlatıya" ve kurumsal bir çimentoya bağlıdır. Tarihte topraksız veya devletsiz kalmış toplulukları bir arada tutan şey her zaman aşkın (transandantal) bir kurum veya ideoloji olmuştur: Ermeniler ve Yahudiler: Ermenileri asimilasyondan koruyan ve birleştiren şey, devletleri yokken bile bir "proto-devlet" gibi çalışan Ermeni Apostolik Kilisesiydi. Keza Yahudileri bin yıllık diasporada koruyan dini getto disiplini ve ardından gelen Siyonizm ideolojisiydi. İranlılar: Şah İsmail (Safeviler) döneminde Şiilik, Fars kimliğiyle öyle bir harmanlandı ki, parçalanmış aşiretlerden homojen bir imparatorluk anlatısı çıktı. Kürt Çıkmazı: Kürtler hiçbir zaman tek bir inanç veya ideolojik çatı altında birleşemedi. Büyük çoğunluğu Sünni (Şafi) olmakla birlikte; Alevi Kürtler, Ezidiler ve Yarsaniler gibi inançsal fay hatları var. Sünni Kürtlerin dini aidiyeti de onları ulusal bir kimlikten ziyade, çoğunlukla egemen İslam devletlerinin (Osmanlı vb.) tebaası olmaya itti. Yani din, Kürtlerde birleştirici değil, aksine uluslaşmayı geciktirici bir rol oynadı. Kürt coğrafyasının (Zagros ve Bohtan dağları vb.) sarp ve izole yapısı, tarih boyunca merkezi bir otoritenin kurulmasını engelledi. Bu izolasyon, ortak bir edebi/resmi dilin gelişmesini de ket vurdu. Bugün Kurmancî, Soranî ve Zazakî konuşan gruplar arasında dilsel bir bariyer var. Dağlar, aşiret kültürünü besledi. Bir Kürt, kendini önce ulusunun bir parçası olarak değil; Barzani, Talabani, Berzenci, Bucak, Jirki, İzol, Bekran veya bir başka aşiretin üyesi olarak kodladı. Bu yerel sadakat, uluslararası statükonun Kürtleri birbirine karşı
Sosyoloji
Filozoflar Kahvesi
Garson bir gün masadaki filozoflara sordu: ​"Söylesenize ey bilgeler! Hepinizin fincanına aynı cezveden, aynı kahveyi doldurduğum halde, neden her biriniz ondan bambaşka bir tat alıyorsunuz?" ​Sokrates gülümsedi: ​“Çünkü biz kahveyi olduğu gibi değil, olduğumuz hâlle tadarız. Kahve bize kendisini değil, içimizde sakladığımız günü anlatır. Ateş nasıl yaktığı şeyin özünü ortaya çıkarıyorsa, hayat da insanın içindekini ortaya çıkarır.” ​Seneca fincanını yavaşça masaya bıraktı: ​“İnsan bazen kahve içmez... Kendi yalnızlığını içer. Kimi acılığı sever, çünkü içinde zaten kırılmış bir taraf vardır.” ​Platon başını kaldırdı: ​“Belki de tat dediğiniz şey yalnızca bir yanılsamadır. İnsan çoğu zaman gerçeği değil, zihninin ona gösterdiğini yaşar.” ​Spinoza sakince ekledi: ​“İnsanları birbirinden ayıran şey hayatın kendisi değil, taşıdıkları iç dünyadır. Aynı olay birini iyileştirirken, diğerini parçalayabilir. Çünkü herkes aynı dünyada yaşar ama aynı ruhla yaşamaz.” ​Albert Camus uzaklara bakarak konuştu: ​“Bazı kahveler vardır... Bir daha hiçbir yerde tadını bulamazsınız. Tıpkı bazı insanlar gibi. Sonra ömrünüz boyunca bütün şehirlerde, bütün yüzlerde, o eksik kalan hissin izini ararsınız.”
Duygu ve Düşünce