"Sakın kader deme, kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır."
Sezai KARAKOÇ
Kardeş, insanı şeytan azdırır dersin. Ya şeytanı kim azdırdı? Şeytan kendi kendinden azmadı. O da nefsinin hevâsına talip oldu. Kibri, kıskançlığı ve kendini beğenmişliği etti.
Bu anlar sır ve teslimiyet anlarıdır. Doruk yaşantılar aşkta, sanatta, güzelliğin tecrübesinde, doğumda ve dini tecrübede ortaya çıkabilir. Kişinin benliği aşkın olanla kucaklaşır, kendinden olan olmayanın içinde erir.
Kuantum fiziği, kâinat tasavvurunuza etki ettiği kadar, insanlar arası ilişkilerde de yansımalarını bulacak yeni anlayışlara kapı açmaktadır. Parçacık/dalga ikiliği ve doğrusal olmayan geçiş ve sıçramalar, bugüne kadar birbirinden ayrı kabul edilen, zaman ve mekânda ayrı yer tutan şeylerin ve olayların birbirine bağlı olduğunu, birbirini bütünlediğini söylemektedir bize. Bütün bu olay ve şeyler daha geniş bir bütünün çeşitli veçheleri gibidir, bireysel varlıklarının anlamını da o bütünle olan rabıtaları belirlemektedir. Eğer bütün potansiyel şeyler bütün yönlere sınırsızca uzanabiliyorsa, şeylerin arasındaki mesafeden nasıl bahsedilebilir, kim onların ayrı olduğunu söyleyebilir? Kuantum teorisinin bu yaklaşımı Vahdet-i Vücud anlayışına modern zamanlardan bir dipnot olarak okunabilir.
...
Her şey birbirine bağlıdır, bu, varlığın birliğidir!