Dergi okumak veya kitap almak için kütüphaneye gitmek ya da Ruth'a uğramak dışında ara vermeksizin sabahtan gece geç saatlere kadar yoğun ve verimli biçimde çalışıyordu. Çok mutluydu. Hayat çalkalantılıydı. Müthiş bir duygu yoğunluğu yaşıyordu. Tanrılara özgü olduğu sanılan yaratma kudretine o da sahipti artık.
Havluyla aynayı silip uzun uzun ve dikkatle tekrar baktı. Kendini ilk kez gerçekten görüyordu. Gözleri görmek için yaratılmıştı, ama o ana dek dünyanın sürekli değişen görüntüleriyle dolu ve kendine bakmak yerine dünyaya bakmakla meşguldüler.
Vicdan! Vicdan nedir ki? Onu ben icat ederim. Peki niye ıstırap çekiyorum? Alışkanlıktan. Yedi bin yıllık insan alışkanlığından. Öyleyse bundan geçelim ve Tanrı olalım.