kimse

kimse
@laaviiniiaa
15 okur puanı
Ocak 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
6/10
·112 syf.··
2019 24. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mart 2019 18:51
Büyük bir eleştiri,hiciv kitabı evet. Cümleleri ile alaşağı ediyor. Kısa, akıcı, verilen mesajın çok açık olduğu, yaşayışta olan davranışlar tutumlar, modern insanın metayı ön planda tutmasını eleştiren bir kitap. Giyinmek,-yani onun deyişi ile etlerin örtülmesi, gerekliliği- şehirleşme, evlerin-kutuların- gerekliliği , insanların bu kutulara hapsolması, doğadan, ormandan, gün ışığından uzak kalmak, paranın önemi, paranın tanrı görülmesi, sürekli ‘şeyler’ yaratmak ve yaratıcıya bürünmek anlatılıyor. Şu alıntı ile devam etmek isterim: “Eğer insan çok fazla "şey"e gereksinim duyuyorsa, bu büyük bir yoksulluğun göstergesidir.” Burada insanın acziyetini ürettiklerine mahkumiyeti ve sürekli sürekli ‘şey’ ihtiyacında olmasından söz ediyor. Teoride ne kadar haklı bir görüş olsa da pratikte bu gerçekleştirilemez. Bir ütopya bu, eleştiren tüm unsurlar hayatın merkezinde ne yazık ki. Günümüz dünyası kaygılar,endişeler, geçim ve yaşam mücadelesi içinde bocalayıp dururken tüm bu eleştirilerin dışına çıkmamız,çıkabilmemiz için Papalagilerin en’inin bu tüm kimliklerinden, felsefesinden, ağır kağıt, yuvarlak metallerinden, şeyler’inden vazgeçmesi lazım. Papalagilerin tam bir ‘şey’ düşkünü olduğu, her şey için kılıf ve kutu peşinde olduğu söyleniyor, bu da çok doğru ama hepimiz bu kılıf ve kutuların ötesinde en renkli,en güzelleri peşinde değil miyiz? Papalaginin yaptığı tüm yanlışa karşı ise Tanrı’nın cezalandırıcı olduğunu, ceza gönderdiğini, doğal afetler, fizyolojik yaşlılık ve ölüm gibi cezalar saldığı bence hem yanlış bir yaklaşım( çünkü büyük ruhu buraya kadar yüceltip, bu söylemlerle, büyük ruhun aslında o kadar büyük olmadığını, cezalandırıcı bir erk olduğunu söylüyor. ) hem de çelişkilidir. ( Çünkü burada Papalagileri eleştiren taraf insanları da süregelen doğal afetler,
Göğü Delen AdamErich Scheurmann · Ayrıntı Yayınları · 202017,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·248 syf.··
2019 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2019 01:26
Hasan Ali Toptaş dili, betimlemeleri, vurguları, benzetmeleri ve yazma sanatına dair tüm can alıcı unsurları gerçekten tam anlamıyla gerçekleştirebilen bir yazar. Kuşlar Yasına Gider, Gölgesizler kitabına göre daha akıcı, kurgusu daha az yorucu geldi. Yani Gölgesizler’e göre biraz basit kalmış. Ancak bu basit kalmış hali bile değme yazarlara taş çıkarır. Edebiyatta çok sık karşımıza çıkan, şiirde nasıl ölüm teması muhakkak işlenir, edebiyatta da baba-oğul a dair çok şey görürüz. Bir yerde kalamayan, tez canlı, özgür ruhlu bir adam ve çocukluğu gözü yollarda,babasını gözleyen bir adamın hikayesi anlatılan. Dil öyle güzel, öyle samimi ki.. üstelik kitapta her cümlenin bir ruhu var sanki, benzetmeler, betimlemeler ile yazar karakterin ötesinde cümlelere ruh üflemiş. Ayrıca olmuş gibi sanılan ama olmayan olaylar,fantastik unsurlar (ecel atı,yeşil palto, yeşil paltolu çocuk,beyaz gömlekli çocuk, kara sinek) beni çok etkiledi ben bu unsurları çok sevdim edebiyatta, mistik olay ya da imgeler hafif bir ürpertiniz yanında esere gizem katıyor. Üstelik çok yakışıyor yazarın kalemine.. kitabı aldığımda kapağını sevmiştim, okuyup bitirdiğimde ise bu kitap bana neden Nuri Bilge Ceylan’ı hatırlattı ki? diye düşündüm. Sonra kapağın Nuri Bilge Ceylan’a ait olduğunu gördüm yayın kısmında. Bence edebiyat dünyasının Nuri Bilge Ceylan’ı Hasan Ali Toptaş’tır. Bu kitap ta muhakkak beyaz perdeye aktarılmalıdır.
Kuşlar Yasına GiderHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202022,1bin okunma
6/10
·80 syf.··
2019 5. kitabı
Hepimizin duyarsızlaştığı, çevresindekilere, duygulara duyarsız kaldığı, olanı biteni yaşananı hissedemediği, artık zevk alamadığı dönemler olmuştur. Kayıtsız bir şekilde yaşayıp, hiç bir şeyin ne mutlu ne mutsuz edemediği zamanlar.. bu zamanların ardında da bu duyarsızlaşmayı, hissizleşmeyi sonlandıran bir an,kişi,olay ya da siz nasıl metafor uygun görürseniz. zweig olağanüstü bir gece demiş buna. Ben ne derdim bilmiyorum ama bu kayıtsızlık kalma durumu insan yaşamı boyunca tekrar ediyor yani birinden bir olağanüstü gece ile kurtulabiliriz ama ya bir sonraki?
Olağanüstü Bir GeceStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023171,6bin okunma
10/10
·260 syf.··
2019 4. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2019 11:40
Bazen bazı insanlar konuşur onlara bakarım, konuşur bir şeyler anlatırlar, gülümserim karşımdaki benden uzağa doğru sivrilerek küçülerek uzaklaşır, dışarıdan yorgun görüntü veriyor olabilirim ancak cevabı zavallı bir hayvan olduğunu hissettiğim insanlara harcayacak bir kaç cümlem daha yoktur. Süregelen obsesyonlarım, kurgularım, yaşadığım bulantıya benzer o duyguyu Sartreyi okumamış olsaydım, bastırır onlar olmadan ilerlerdim. Anlayamadan, anlaşılamadan. Şimdi anlıyorum varoluşumun içinde çırpınıyormuşum bir kaç senedir ancak bunun ne olduğunu bilmiyordum, varoluşuyor olmanın farkında değildim, şimdi biliyorum. Bu kitap benim tekrar tekrar okuyacağım bir kitap olacak. Bitirdim ancak yeniden okumak için sabırsızlanıyorum, onu sehpada koltukta yatağımda gördükçe kıskanç bir sahiplenme hissedip onu tutuyorum elimde, dokunuyor biraz sonra onu yemek isteğiyle kavruluyorum. O sancılı ve sanrılı düşünceleri ,dışarıdaki ve tek başınaykenki obsesyonları, içindeki anda olamayışı ,konuşurkenki kurguları .. ben keşke yıllar önce okusaydım Sartre yi, değerli bi kitap oldu benim için. ️
BulantıJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 202128bin okunma