Büyük bir eleştiri,hiciv kitabı evet. Cümleleri ile alaşağı ediyor. Kısa, akıcı, verilen mesajın çok açık olduğu, yaşayışta olan davranışlar tutumlar, modern insanın metayı ön planda tutmasını eleştiren bir kitap.
Giyinmek,-yani onun deyişi ile etlerin örtülmesi, gerekliliği- şehirleşme, evlerin-kutuların- gerekliliği , insanların bu kutulara hapsolması, doğadan, ormandan, gün ışığından uzak kalmak, paranın önemi, paranın tanrı görülmesi, sürekli ‘şeyler’ yaratmak ve yaratıcıya bürünmek anlatılıyor.
Şu alıntı ile devam etmek isterim: “Eğer insan çok fazla "şey"e gereksinim duyuyorsa, bu büyük bir yoksulluğun göstergesidir.” Burada insanın acziyetini ürettiklerine mahkumiyeti ve sürekli sürekli ‘şey’ ihtiyacında olmasından söz ediyor.
Teoride ne kadar haklı bir görüş olsa da pratikte bu gerçekleştirilemez. Bir ütopya bu, eleştiren tüm unsurlar hayatın merkezinde ne yazık ki. Günümüz dünyası kaygılar,endişeler, geçim ve yaşam mücadelesi içinde bocalayıp dururken tüm bu eleştirilerin dışına çıkmamız,çıkabilmemiz için Papalagilerin en’inin bu tüm kimliklerinden, felsefesinden, ağır kağıt, yuvarlak metallerinden, şeyler’inden vazgeçmesi lazım. Papalagilerin tam bir ‘şey’ düşkünü olduğu, her şey için kılıf ve kutu peşinde olduğu söyleniyor, bu da çok doğru ama hepimiz bu kılıf ve kutuların ötesinde en renkli,en güzelleri peşinde değil miyiz? Papalaginin yaptığı tüm yanlışa karşı ise Tanrı’nın cezalandırıcı olduğunu, ceza gönderdiğini, doğal afetler, fizyolojik yaşlılık ve ölüm gibi cezalar saldığı bence hem yanlış bir yaklaşım( çünkü büyük ruhu buraya kadar yüceltip, bu söylemlerle, büyük ruhun aslında o kadar büyük olmadığını, cezalandırıcı bir erk olduğunu söylüyor. ) hem de çelişkilidir. ( Çünkü burada Papalagileri eleştiren taraf insanları da süregelen doğal afetler,