Eğer Allah onların zorla imana gelmelerini dileseydi, hiçbiri zaten müşrik olmazdı. Fakat Allah, akıllarını kullanarak kendi özgür irâdeleriyle iman etmelerini istiyor. Yine de onlar, gerçeği anlama konusunda en ufak bir gayret göstermiyorlar. O hâlde, bırak ne hâlleri varsa görsünler; çünkü biz seni onların başına bekçi yapmadık ve sen, onların yaptıklarından sorumlu değilsin. / En'âm Sûresi, 107. âyet
O Allah ki, hiçbir akıl onu tüm hakîkatiyle kavrayamaz, hiçbir tasavvur onu kuşatamaz, hiçbir göz onu idrâk edemez fakat O, bütün idrâkleri, bütün akılları ve bütün gözleri çepeçevre kuşatır. Zira O latiftir, onun zatına nüfuz edilmez, onun ilmi her şeye derinlemesine nüfuz eder ve her şeyden haberdardır. / En'âm Sûresi, 103. âyet
'Dinleyin ey insanlar! İşte size Rabb'inizden, hakîkati tüm berraklığıyla gösteren apaçık deliller gelmiş bulunuyor. Şu hâlde, her kim ilâhî vahye kulak verip gerçeği görürse, bu onun kendi yararınadır, kim de bunca ayet ve delilleri görmezlikten gelerek hakîkate karşı kör kalırsa, bu da yine kendi zararınadır. Benim görevim sizi zorla inandırmak değildir, zira ben, sizin başınızda bekçi değilim.' / En'âm Sûresi, 104. âyet