Bir ayet veya hadis, bilim hazretlerinin onayını aldığı için değil, Allah ve Resulünün mührünü taşıdığı için azizdir. Sosyal kanun koymak için, yine kendi koyduğu doğa kanunundan izin almaz Rabbimiz.
İkisi de İlâhî kanun olan İslâm ve hakiki bilimi de çeliştirmez, dert etmeyin.
Bu yüzden İslâm ve bilimi beyhûde dövüştürmekten, yarıştırmaktan vazgeçin.
Buradan İslâmofobiye malzeme çıkmaz. Bilimi İslâm'la düelloya çağırma, ikisini karşılıklı boks ringine çıkarma trendi bayağı gerilerde kaldı. Demode ve talihsiz bir girişimdi, iflas etti.
Bilimden dine zarar gelmez, dinden de bilime.
Biri Allah’ın tabiatta cari olan kanunu, öbürü Allah'ın sosyal hayatta cari olan kanunu. Allah’ın yeryüzünde cari iki kanunu olan hakikî bilim ve İslâm çatışmaz. İkisi arasında yapay bir gerilim türetmeye çalışanların İslâm'a veya bilime patolojik düzeyde fobileri vardır ve tabi kulaktan dolma tabuları, kıramadıkları kabukları...
Bilimi ne fetiş ediniriz ne Engizisyon'u İslâm'a sıçratırcasına aforoz ederiz. Onu Allah’ın yeryüzündeki itaatkâr bir emir subayı, tabiata nakşettiği göz alıcı güzellikteki sanatının sevimli bir tefsircisi biliriz.
Namazı ihmal eden, derdine sebep aramasın. Namaz kılan da üzülmesin; er geç Rabbi onu rahmetiyle kuşatacaktır. Bir insan günde beş kere Rabbinin davetine ters düşer de nasıl stressiz yaşayabilir? Bedava olan ne var ki, hayat bedava olsun!