Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hayattan çok az şey istedim – ama o, o kadarını bile esirgedi
benden. Azıcık güneş, kırlar, bir lokma ekmek bir lokma huzur, canımı
fazla yakmayacak bir yaşama bilincim olsun ve bir de ne kimseye
muhtaç olayım ne el âlem bana muhtaç olsun. Bu kadarı bile esirgendi
benden, hani yüreğimizin katılığından değil de, paltomuzun
düğmelerini açmaya üşendiğimiz için dilenciyi başımızdan savarız ya,
işte o şekilde.
Ah, düşlerim kaç kez, elle tutulur şeyler gibi dikilmiştir
karşıma; gerçekliğin yerini almak değil, kendilerinin de gerçekliğe ne
kadar benzediğini bana anlatmaktır dertleri; çünkü onları da
reddetmekteyimdir.
Nefret ettiğim iki şey arasında seçim yapmak zorundayım – ya
aklımın tiksindiği düşleri seçeceğim ya da duyularımı dehşete düşüren
eylemi; başka bir deyişle, hamurumda hissedemediğim eylem ya da
şimdiye kadar hiç kimsenin mayasında olmayan düş.
Sonuç olarak her ikisinden de nefret ettiğime göre tek çare seçim
yapmamak, ama bazen ya düş kurmaya ya eyleme geçmeye mecbur
kalıyorum ki, o zaman da ikisini birbirine karıştırıyorum.