Felatun Bey ile Rakım Efendi, yönümüzü Doğu edebiyatından Batı edebiyatına çevirmeye başladığımız Tanzimat döneminde, Ahmet Mithat Efendi tarafından kaleme alınmıştır. Birçok türde ilk örneklerin verildiği bu dönemde Ahmet Mithat da edebiyatımızdaki ilk hikaye örneği olan “Letaif-i Rivayet” i yazmakla beraber yaklaşık iki yüz esere imza atmıştır. Kitabın konusunu o dönemdeki birçok eserde olduğu gibi yanlış batılılaşma, mirasyedilik, dönemin sosyal ve ekonomik yapısı oluşturmaktadır. Kitap, “Sanat toplum içindir.” anlayışının benimsendiği Tanzimat döneminde yazıldığından ve Ahmet Mithat’ın eğitici ve ahlaki bir perspektife sahip olmasından ötürü dil ve anlatım halkın anlayacağı şekilde sade ve açıktır. Yazarın, kitapta okurla sohbet edercesine samimi bir tutum sergilemiş olması kitabın keyifle okunmasına sebep olmuştur. Romantik bir tavır takınan Ahmet Mithat, kitapta yer yer araya girip fikirlerini beyan etmiş, karakterler arasında taraf tuttuğunu bizlere bariz bir şekilde göstermiştir. Bu da Tanzimat döneminde romantik anlayışla yazılmış tüm eserlerde olduğu gibi bu eserin de teknik anlamda kusurlu olduğunu ortaya koymuştur. Yine Romantizmin bir etkisi olarak bu romandaki kahramanlar tek yönlüdür. Kahramanların tek yönlü olması iyilerin her zaman iyi kötülerin ise her zaman kötü olduğu anlamına gelir.
Edebiyatımızda “alafranga züppe” tipini ilk kez işleyen bu romanda kitaba adını veren karakterlerimizle başlayalım söze. Bakalım Felatun bir “Bey” Rakım ise “Efendi” mi? İki ayrı tip, iki ayrı yaşayış biçimi: Bir yanda mirasyedi, Batı’nın sadece “fors”unu almaya niyetli bir karakter (Felatun Bey), öte yanda ise eşin dostun ona hayran olduğu, çalışkan ve kültürlü bir delikanlı(Rakım Efendi).
Kitapta bahsinin daha çok geçtiği Rakım Efendi, küçük yaşta yetim kalmasına