KEHRİBAR GEÇİDİ-NAZAN BEKİROĞLU,605 sayfa
Sonunda bitti.Bu kitabı okurken nasıl yorumlayacağım diye düşündüm.Kitap 605 sayfa,yarısına geldim konu hala belli değil.Birbirinden farklı yedi kişinin hayatı anlatılıyor(7 kişi olduğunu daha sonra fark ettim.)
Kişiler öyle anlatılıyorki sonunu okurken başını kaybediyorsun.Uzun uzun anlatımlar,teferruatlı betimlemeler,neredeyse anlatılan herşeyi birebir yaşıyorsunuz.Noktasına virgülüne en ince ayrıntısına giriliyor.Çok tanrılı,neredeyse hava,su,düşünce,yeme,içme,güzellik,nefret,aşk vs her şeyin tanrısı olan Roma İmparatorluğu,yeni yeni ortaya çıkan Hıristiyanlık ve saklanan Hıristiyanlar.O devirde hıristiyan olmak büyük bir suç,sapıklık ve paganlık olarak kabul ediliyor.
Kitap M.S 299 yıllarındaki Roma’da darphanede çalışan bir kölenin bir sikkeyi kusurlu basması ile başlıyor.İşte heyecan başlıyor,yüzyıllar sonra bu sikke kimbilir nerede bulunacak olaylar nasıl gelişecek diye düşünüyorsunuz ama durum hiçte öyle değil.
Sırayla başlıyor kişilerin anlatımına ,dedim ya uzun uzun her teferruat işlenerek.Fakat bu kişilerin birbiriyle hiç bağlantısı yok ve tanışmıyorlarda.
Azatlı köle Vitalis,şifa tapınağının kandilcisi Feliks,lahit kopyacısı Efesli Linus,yazıcı Yunan köle Simonides,uykusuz çoban Fazelis,barbar yüzbaşı,gezgin Al-Mina.Birde bunlara bir köpekte eklenince çobanın köpeği Kehribar ve bir mağarada 309 yıl uyuyup uyanınca kutsal kitaplarda ve efsanelerde anlatılan yedi uyurlar karşımıza çıkıyor.
Yedi kişininde ortak yönleri Romalıların tanrılarına inanmayan ,buna karşı çıkan ,açık açık bunu söyleyen ve o zamanların rahiplerinin affedilmeleri için tanrılara adak adamaları,kurban kesmelerinin istenmesine rağmen yerine getirmeyip hıristiyanlığı savunmaları nedeniyle ölüme mahkum edildiklerinde Roma’nın meşhur Colosseum ve