Mısır toplumu, hayvansal figürlere yükledikleri kutsiyet bağlamında Memfis kozmogonisinin yüce tanrısı Ptah’ın kült sembolü olarak kabul edilen ve onun yaşayan görüntüsü olarak ibadet edilen Apis boğasına da kutsallık atfetmişlerdir. Apis boğası belirli özelliklere sahip özel bir hayvan olarak düşünüldüğünden, Ptah rahiplerinin şartlara uygun boğayı bulmak için bütün Mısır coğrafyasında uzun arayışlara girmeleri gerekmiştir.Siyah renkli olması gereken bu boğanın en temel işareti, alnında üçgen şeklinde bir beyazlık olması ve kuyruğunun kıllarının iki parçaya veya ayrı tellere bölünmüş olmasıdır.Apis boğası olarak kutsanan boğa öldüğünde, aynı özelliklere sahip başka bir boğanın bulunması için ülkenin her köşesine kadar uzanan bir arayış başlamıştır. Mısır toplumu bu boğanın ölümünün ardından tıpkı bir kralın ölümünde olduğu gibi yas tutmuşlardır.Böylesi büyük bir değer ve kutsiyet atfedilen Apis boğasının ölümünün ardından mumyalanarak cenaze töreni yapılması ve granit bir lahit içine yerleştirilmesi anlaşılır bir durumdur. Apis boğasına gösterilen bu saygının kaynağı, boğanın tanrısal bir bedenleşme olduğu inancından kaynaklanmaktadır. Boğanın tanrısal bir enerjiye sahip oluşu, kralın düşmanlarını ayaklar altına alan bir boğa olarak tasvirinde ifade edilmiştir. Bu tasvir boğanın bu tanrısal enerjiyle sahip olduğu gücü nitelerken diğer yandan kendini yenileyen tanrıların üreme gücüne işaret etmiştir. Apis boğası özellikle Ptah’ın bedenleşmiş hali olarak düşünülmüş ve Memfis mitolojisinin en güçlü figürü olarak görülmüştür.⁷³ Böylece sözü edilen musibet, Apis boğası olabilecek bütün hayvanların ölümüne sebep olacağından Kadim Mısır inancının en temel unsurlarından birisini daha ağır bir zafiyete düşürmüş olmalıdır.Hayvanların ölümü musibeti, kutsal bir figür olan Apis
Tarih
İşte, koridorun sonunda; bir cam kapı. Arkasında Chris ve bir yanında erkek kardeşi, öte yanında annesi. Chris elini cama dayamış. Beni tanıyor ve el sallıyor. Ben de el sallıyorum ve kapıya yaklaşıyorum. Her şey nasıl da sessiz. Bir film izlerken ses kesilivermiş gibi. Chris annesine bakıyor ve gülümsüyor. Annesi de ona gülümsüyor, ama yalnızca acısını gizlediğini görüyorum. Bir şeyden dolayı çok acı çekiyor, ama bunu onlara belli etmek istemiyor. Ve şimdi cam kapının ne olduğunu anlıyorum. Bu bir tabutun kapağı-benim tabutumun-. Tabut değil, bir lahit. Muazzam bir tonozun altındayım, ölüyüm ve bana son görevlerini yerine getiriyorlar. Gelip bunu yapmaları iyiliklerinden. Bunu yapmak zorunda değillerdi. Şükran duyuyorum. Chris beni lahitin cam kapağını açmaya teşvik ediyor. Benimle konuşmak istediğini anlıyorum. Belki de benim ona, ölümün nasıl olduğunu anlatmamı istiyor. Bunu yapmak, ona anlatmak için büyük istek duyuyorum. Ne kadar iyi bir çocuk, gelip el sallıyor, ölümün çok kötü bir şey olmadığını, sadece insanın kendini yalnız hissettiğini söyleyeceğim ona. Kapıyı itip açmak için uzanıyorum, ama kapının yanındaki karanlıkta duran bir insan karaltısı beni kapıya dokunmaktan vazgeçiriyor. Tek bir parmak yukarı kalkıp göremediğim dudaklara doğru gidiyor. Ölülerin konuşmasına izin verilmez. Ama onlar benim konuşmamı istiyorlar. Bana hâlâ ihtiyaç duyuluyor. Bunu görmüyor mu? Bu işte bir yanlışlık olmalı. Bana ihtiyaçları olduğunu görmüyor mu? Karaltıya yalvarıp onlarla konuşmam gerektiğini bildiriyorum. Henüz bitmedi. Onlara söylemem gereken şeyler var. Ama karaltı, duyduğunu gösteren bir hareket bile yapmıyor. "CHRIS!" diye bağırıyorum kapıya karşı. "SENİ BULACAĞIM!!" Karaltı tehdit edercesine bana doğru geliyor, ama Chris'in sesini duyuyorum, boğuk ve uzak,
Sayfa 281
Reklam
Lahit kopyacısı; “benim yaptığım da bunun aynı. Ama o sahici benimki kopya. Niye? “Bak” demişti ustası. “Bu levha roma’nın pek çok atölyesine uğradı. Benim bildiğim sadece son ayda 5 kopyası yapıldı. Oysa bunu yapan heralde beş yıl uğraşmıştı. Onun için bu sahici, seninki kopya” Heykel ruhtan, kopya elden gelir..
Sayfa 51·Kitabı okudu
Alıntı
Oysa en fazla lähit kopyacısı bilirdi çocukların rüzgâr gibi eserek, çiçek gibi açarak, geçip giderek büyüdüklerini. Bir çocuğun yüzüne her baktığımızda değişmiş bir yüz görürüz, bugünkü yüzü dünkü yüzü değildir. Bir saat önceki bile şimdikinden farklıyken eğer varlıklı adamın kapısı lütfen açılmışsa ayda bir görebilmişti
Amirb. Sad b. Ebî Vakkas bildiriyor: sad b. Ebi Vakkas vefatına sebep olan hastalığı zamanında dedi ki: "ben öldüğümde Resulullah'a( sallallahu aleyhi ve sellem) yapıldığı gibi bana bir lahit yapan ve başına da bir kerpiç dikin." (Sahih) Müslim (966)
Sayfa 72·Kitabı okuyor
Alıntı
"Oysa en fazla lahit kopyacısı bilirdi çocukların rüzgar gibi eserek, çiçek gibi açarak, geçip giderek büyüdüklerini Bir çocuğun yüzüne her baktığımızda değişmiş bir yüz görürüz bugünkü yüzü dünkü yüzü değildir. Bir saat önceki bile şimdikinden farklıyken eğer varlıklı adamın kapısı lütfen açılmışsa ayda bir görebilmişti oğlunu lahit kopyacısı zaten o kapıda çok geçmeden bütünüyle kapanmıştı."
Reklam
Reklam