10/10
·284 syf.·
2026 113. kitabı
“Her şey bir yana, ziyan olmuş bir hayat da bir hayattır.” Arayışların ortasına arayış içinde doğarız. Arayışların sahibi çoğu zaman dünyaya gelme sebebimiz olanlardır ve bir arayış doğururlar. Ve her anne bir ölüm doğurur. Ölüme mahkum varoluşumuz bir yolculuktur. Arayışlarla örülü bir yolculuk. Bir sürü şey ararız ilk doğduğumuz anda meme ararız. Sevgi ararız. Konforlu bir yaşam huzurlu bir kovuk ve bir yoldaş ararız. Yolculuk ilerledikçe şartların şekilledirdiği çevrenin dayatmalarından kaçmanın yollarını ararız. Bize yardımcı her şeyi dost bizi üzen her şeyi düşman bilip doğruyu ararız. Bulduğumuzu sandığımız anda kaybettiklerimiz için teselli ararız. Şefkatle dokunan eli ararız. Bu anne olur bazen, baba olur, sığındığın yabancı olur, aevgilin olur eşin olur. Arayışımıza yoldaş bulmak isteriz. Ellerini dokunuşunu kutsadığınız bir nefes isteriz yanımızda. Bulduğumuzda kaybetmek istemeyiz. Kaybettiğimiz de onu tekrar ararız. Varlığımız borçlu olduğumuz her şartın gerçekliğini aramaya başlamaksa bir zorunluluktur. Milletimizi ırkımızı dilimizi ve dinimizi seçememenin zorluğu sizi köşeye sıkıştırdığında kaçmanın yolunu ararız. Ya da hayatta kalmanın yolunu ararız. Sürgün burada yani yürekte ve akılda başlar. Sürüldüğün her yer ve zaman bir dogmadır bizi biz yapan. Şartlar öyle hale gelmiştir ki artık kovuk yoktur artık vatanım diyeceğin dilin dinin yoktur. Irkın bir düşmandır komşuna okul arkadaşına öğretmenine dostuna. Hayatta kalmanın tek yolu sürgündür. Sürgünse bir varoluş biçimi olur senin için. “İnsan en çok düşmanına değil de yakınlarına kin duyuyor. Dostumuz hayal kırıklığına uğratıyor, kardeşimiz ihanet ediyor, komşumuz ihbar ediyor bizi.” İhbarlar birer sansardır geceyi kemiren. Sürgünden çıkan sonuç sığınmacı olmaktır. “Eski sığınmacı ömür boyu sığınmacı
Sürgünler ÇağıElie Wiesel · Helikopter Yayınları · 201526 okunma
Sarsılmış Bir Toplum
Puan vermedi·400 syf.··
2026 17. kitabı
Erken Cumhuriyet döneminde toplumun fikri dünyada sarsılması pek tabii olarak yazarlarımızda da görülmektedir. Bu nedenle bu kitapları kendini kaptırmadan sadece analitik olarak okumakta fayda var gibi gözükmektedir. Ben böyle okuyabildiğinin iddiasında olan biri olarak bu kitabı kısaca tartışmak isterim. 1955 yılında kaleme aldığı bu romanda Orhan Kemal bir ailenin sergüzeşti içinde biraz İstanbul, biraz değişen toplum ve teoloji tartışmaları yapmaktadır. Bu tartışmaları da aslında entellektüel anlamda sohbetine izin verdiği karakterler üzerinden değil de; hezeyanlar üzerinden okuyucusunun kalbine fırlatır. Karakterlerini de genelde tek yönlü ve insafsızca oluşturmuştur diyebiliriz. Örneğin Hacer elinden tespihi düşürmeyen, abdestli bir kadındır; ama sürekli entrika peşinde bir aşiftedir Orhan Kemal'in çizdiği gerçeklikte. Tek bir satırda dahi Orhan Kemal, Hacer'in iyi bir şey yapmasına izin vermez. Ayrıca mahalledeki bütün insanlar kötüdür; tüm ilişkiler dedikodu ve birbirinden yararlanmak üzerinededir. Basit araştırmalarla bu kitabın ne hakkında olduğu araştırıldığında aslında Orhan Kemal'in toplumcu bir roman yazdığı iddia edilmektedir. Fakat, bence, kitabın en önemli tartışma konusu teolojik açıdan kadercilik'tir. Belki bunu daha da belirgin kılmak için Orhan Kemal romanında mutlu sona izin vermez; hatta en önemli karakteri Nazan'ın acısını her dem biraz daha arttırır. Bunları hak ediyor mu sorusunu bir lahza sorduğunda da Orhan Kemal, romanın karakterleri dönemsel olarak uygun olmasa da cevaplarını Orhan Baba'da bulur. "Batsın bu dünya!". Orhan Kemal mesela idealist doğrucu Mazhar'a da mutluluk konusunda izin vermez; kendisi bir cinayete kurban gidecekken arkadaşı Nihat (bazı noktalarda gözünü kapatmasını bilen, idealist olmayan bu avukat) zengin olacak hatta
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2026 10:30
"Bir insanın bir insana olan hisleri,yıllar geçmiş olsa da hâlâ aynı saflıkta kalabilir miydi?" Birinci kitap Çakır ve Mahru'nun düğün günlerinde gerçekleşen kötü olaylarla sonlanmıştı.Ve tabi ki Turan'ın öğrendiği gerçekler ve geçirdiği trafik kazası... Yıllar geçmiş Mahru yurt dışında bir hayat kurmuş hayatta ona kalan tek gerçek ile kızı Gece ile birlikte yaşıyordur.Herkesi arkasında bırakmış ve ayakta durmaya çalışıyordur. Çakır ise,ceza evinde nefesim dediği kadından ve canına can katan kızından ayrı geçen günlerini tüketmektedir. Tabi ki vuslat çok uzak değil önce özgürlük sonrasında da nefeslerine kavuşur ama tabi ki kolay değildir.Bir kadın haklı ve inatçı ise hiç bir şey kolay olmazMahru kalıyor Çakır kovalıyor,Çakır kaçıyor Mahru kovalıyor bu iki tatlı kaçığa bir de Gece ekleniyor
Lahza 2 - Har ve KülHümeyra · Dokuz Yayınları · 2023514 okunma
Puan vermedi
"Sevdaya saygısı olmayan adamın sevdası da olmaz olsun." Çakır Seyhanlı ve Mahru Saral aynı mahallede büyümüş bir birlerine çocukluktan beri aşık iki sevgili.Çakır,iş adamı gibi görünsede karanlık yönü ile de etrafındaki herkese bir korku saldığı ortada olan bir adam.Sevdiği kadının yaşadığı mahallede sırf o yaşıyor diye varlıklı olmasına rağmen o mahallede yaşıyor ve ihtiyacı olan olmayan herkese yardım ediyordu. Mahru Saral ise babası ve abisi ile hayatının en kötü zamanlarının arasında Çakır sayesinde birazcık mutluluğu tatmış genç bir kadın. Evliliklerine günler kala Çakır bir cinayet işler ve tutuklanır.Mahru için her şey biter. Yıllar sonra bir kına gecesinde karşılaşır bu iki aşık.Ama hiç bir şey aynı değildi. Kitapta iki çiftimiz daha vardı.Esat ve Şura,Turan ve Mihriban Esat ile Şura çiftimizin düğün öncesi ve düğün gününü okurken biraz da eğlenceli kavgalarına da şahit oluyoruz Mihraban'ın Turan olan sevdasını ama Turan'ın hala ölen nişanlısının yasını tutması ve en kötüsü de Mihriban'ın yakın arkadaşı olması sebebiyle bir türlü nihayete eremeyen yarım kalmış sevdasını okudum Ah Mihriban ah Turan... Yazarın kalemini ilk kez okudum ve çok çok sevdim bu türü okumayı çok severim ve uzun zaman olmuştu okumayalı iyi geldi Kitapta asıl karakterlerden çok yan karakterlerde her zaman ilgimi çeker okumayı severim ama bu kitapta ki yan karakterler efsaneydi bayıldım "Ben senin yörüngende dönüyorum,Mahru... Bak,şuna bak... Bana dönük sadece, Bana dönük sadece,çünkü senin başkası için var olman,başkasının gecesine ay olman haram sana. Bu yüzden sen bir bende yanarsın. Ben bir sana kanarım..."
LahzaHümeyra · Dokuz Yayınları · 2023717 okunma
Puan vermedi·158 syf.··
2026 4. kitabı
"Gelir bir bir, gider bir bir, kalır bir. Gelen gider, giden gelmez, bu bir sır." İnceden bir yağmur, musallada bir tabut,yeşil örtüsü üstünde,yapayalnız..Herkes ister istemez tabuta bakıyor.Ölüme... Bir lahza da olsa sıyrılıyor içine dalınan dünya;kimi ürküyor,kimi üzülüyor, kiminin umrunda bile değil... -Bir gün bizi de bu musallaya uzatacaklar.İnsan ürküyor.Sonra kabir azabı falan.Halimiz ne olacak ? -Bu tatsız konuları kapatsak... -Hesap günü var efendi, hesap yaptıklarından,yapmadıklarından;kazandıklarından,harcadıklarından... "Zevkleri bıçak gibi kesen,ağızların tadını kaçıran, tüm lezzetleri acılaştıran ölümü " hatırlatıyor Mustafa Kutlu, tıpkı kitabındaki saçı sakalı birbirine karışık "ölüm var,ölüm" diye dolanan meczup misali. Yazar, musallada yatan Bedir'in hayatını film şeridi gibi okurunun gözünün önünden geçirirken hayatı ve sonrasını sorgulatıyor.Hayat koşturmacası içinde kaybolan insana kaçınılmaz sonu gösteriyor. Bazen tabutunda yatan Bedir'i konuşturup,sahte gözyaşı dökenlere cevap veriyor.Bazen zengin fakir farketmeksizin her nefisin ölümü tadacağını fısıldıyor. Usta bu kitabında din tüccarlarına, kalbi köreltip kafayı parlatan eğitim sistemine inceden dokundurmuş. Sabır ve şükürü, dünya ve ahireti, ferd ve toplumu satır aralarında bir dengeye oturtmuş. İncelememi imamın kayığının edebi bir ifadesi olan şu şiirle tamamlamak istiyorum: youtu.be/UH7j8tRSMdY?si=...
Hesap GünüMustafa Kutlu · Dergah Yayınları · 20152,135 okunma
8/10
·448 syf.··
2026 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2026 16:53
Ay ay. Yıllar sürdü ama serinin son kitabını da okudum ve bitti. Wattyde ilk bölümü okuduğum zamanları hatırlıyorum da... Serinin en iyi kitabıydı. Ben Çakır ve Mahru'nun birbirine olan aşkına aşığım. Bu kitabın çoğunluğu onların ilişkiyi toparlamları ve birlikte iyileşmelerini okuduk o yüzden daha çok sevdim. Ümran ve Mahru'nun abisi o kadar iğrenç karakter de insalar ki. Birde bitmek bilmeyen yüzsüzlükleri keşke ölselerdi. Şafak'cığıma Turan adını verdiniz diye çok dertlendim bu arada. Hala sevmiyorum ucube Turan'ı. Ay birde kitabın neşe kaynağı Gece var. Çocukluk zamanları tam ısırmalıktı ya. Hüm ne olur Miraç ve Gece'ye bir kitap. Valla dilenci değilim ama biii tanecik onlarlı kitabımız olsun.
Lahza 3 - Gece ve ŞafakHümeyra · Dokuz Yayınları · 2024422 okunma