LAHZA
Ⅰ
MAH ve ŞER
Bu kitabı çok sevmeyeceğimi bilerek almak ve okumak istemiştim. Bitirdiğimde ortalama bulacağımı tahmin etmiştim. Tahminim kısmen doğruymuş: ortalamaya yakındı fakat birçok acemilikten dolayı düşündüğüm kadar da keyif alamadım.
Öncelikle kurguyu temeli açısından zayıf buldum. Yaşananların dayandırıldığı ikna edici dayanaklar yoktu bana göre. Ve kitap durağan değildi ama aynı zamanda da olaysızdı? Nasıl olduğunu sahiden bilmiyorum ama bir şekilde kendini okutan, sürükleyici bir yazımı vardı, küçük punto ve kalınlığına nazaran akıcıydı. Ama ben yine de daha aksiyonlu, daha farklı ihtimallerin seçilerek yazıldığı şeyler okumak isterdim… Son kırk sayfa benim için çok heyecanlıydı. Keşke yalnızca son sayfalarda yakalamasaydı bu yükselişi, gelişmeye de ufak tefek cezbedici gizemler yerleştirilseydi çok daha memnun olurdum. Bazı olaylar da nasıl desem, çok basite indirgenmişti. Çocuk oyuncağı gibiydi. Çoğu şey çat pat yaşandı. Bir an bir yerdeler, bir cümle sonra başka bir yerde. Bir an bir şey oluyor, bir cümle sonra o olan şeyden bağımsız ve etkisi altında kalmadan karakter başka bir eyleme yöneliyor… Böylelikle çok tekrara düşen yer de oldu, bunaldığım ve mantıksız bulduğum yerler de. Örnek verecek olursam: Çakır’dan intikam almak için koskoca mafya (?) Koral, neden adamın bir aylık hamile sevgilisine düşük yaptırtıyor? Bu kadar mı yani? Bu mudur… Elbette büyük bir acı fakat direkt Mahru’yu kaçırmak, ciddi manada daha da çok acı verecek şeyler yapmak varken bilemiyorum, yeterli gelmedi. Üstelik hastane kameralarına el atmamaları, Çakır’ın tüm zekasına (!) rağmen yedi yirmi dört birlikte olduğu kadına zarar verileceğine hiç ihtimal vermemesi… Ek olarak Çakır’ın ailesi tam olarak neci; aşiret mi, mafya mı hiçbir şey anlaşılmıyor. Aşiret desen değiller,