bir damla gözyaşım olmasa da inan ağlıyorum. hüzün değil bu, kahrolma. — her şeye çok geç kaldım. büyük hesaplaşmaya da o belirsiz sınırı geçmek için çıkacağım büyük yolculuğa da her şeye, her şeye çok geç kaldım
kim bilir kaç gece bu balkonda, özgürlüğümü biraz daha uzatabilmek için bardağımdaki o buruk, acı ve kahredici tadı yudumladım. bu balkonda, gecelerce konuşup durdum kendimle. başkaları uyurken boş sokaklara, ışıksız pencerelere baktım. verdiğim sözler, aldığım kararlar, gün ışırken birer birer söndü
bıktım artık. hep aynı giysiyi giyiyorum. hep aynı şeyleri yapıyor, hep aynı biçimde yaşıyorum. heyecan yok. hiçbir şey yok. cinsel yaşamımız sıfır, biliyor musun? bunu söylemek ne kadar ağır geliyor bana. oysa sen kayıtsızsın, her şey olağanmış, yolundaymış gibi davranıyorsun. bütün bunlar seni sıkmıyor mu? sözde genciz ama ölü gibiyiz. sakın ekonomik nedenler gibi zırvalara başlama