Can Erzurum
Canım memleketimden kareler 😍. Sayfamda kalsın. #Havuzbaşı #Erzurum Kalesi #Lala Mustafa Paşa Cami #Yakutiye Medresesi #Çifte Minareli Medrese #Cimcime Hatun Kümbeti #Lala Mustafa Paşa Çeşmesi ...❤️
Hayata Dair
...içerimizde at'lar dört nala, ve yalnızlık; benim tanıdığım en sadık lala.
Şiir
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hitap, muhataba biçilen kıymetmiş... Lala Mustafa Paşa Camii | #Erzurum
Lala Lala Çeşm-i Cihan Bura mı ola
Yandı Yürek Yâr Elinden
İki hekim geldi üstüme Biri dilli birisi lal Dilliye cevap veremedim Bilmem ki lâl’a ne deyim Nesimi'ye dediler ki Derdine bir derman ara Bize derman Hakk'tan ola Çare bilmem ne edeyim
Arif ve bön...
Arif ile Bön: Hayatı "Okumak" ve "Seyretmek" Arasındaki Derin Uçurum Hayat, herkesin önüne aynı sayfayı açar; ancak her insan o sayfayı kendi idraki kadar okur. Kimileri satırların arasındaki saklı manaları, sessiz çığlıkları ve eşyanın arkasındaki hakikati tek bir bakışta sezer; kimileri ise en berrak görüntünün karşısında bile kör bir döngünün içinde kalır. İşte bu iki farklı insan felsefesi, kadim kültürümüzde iki kelimeyle mühürlenmiştir: "Arif" ve "Bön". Peki, dünyayı bir arif gibi görebilmek ile bir bön gibi sadece seyretmek arasındaki o derin fark nerede başlar? Zahire Takılmak ile Batına Nazar Etmek Bönlük, sadece cehalet demek değildir; bönlük bir "görememe" ve "yüzeysellik" halidir. Bön insan, dünyaya sadece göz kapaklarının izin verdiği kadar bakar. Önüne konan bir nesneye, karşılaştığı bir insana ya da yaşadığı bir olaya sadece dış görünüşüyle, yani "zahiriyle" değer biçer. Kılık değiştirmiş bir hakikati, sade bir libasın altına gizlenmiş bir cevheri tanıyamaz. Çünkü onun kıstasları biçimseldir, kalıplara dayalıdır. Arif ise "nazar" sahibidir. Bakmakla yetinmez, görür. O, eşyanın ve insanın dış kabuğunu delip özüne, yani "batınına" ulaşmayı bilir. Arifin gözü keskindir; mesleğinin, tecrübesinin veya gönül gözünün kazandırdığı o sezgiyle, en karmaşık durumların içindeki asıl manayı bir çırpıda ayırt eder. Sadelikteki ihtişamı, sessizlikteki feryadı ilk o fark eder. Kelimelerin Ötesindeki Dil: Remizler ve Lisan-ı Hâl İnsanlar sadece kelimelerle konuşmaz; asıl iletişim kelimelerin bittiği yerde, "lisan-ı hâl" ile başlar. "Bön insan", iletişimi sadece seslerin ve harflerin harcanmasından ibaret görür. Sözün alt metnini, imasını, edebini ve taşıdığı derin felsefeyi kavrayamaz. Açıkça söylenmeyen her şey onun için bir bilinmezdir. "Arif olan ise",