“Kimi çağıracağız ki?” diye sordum. “Sen, ben, Lala ve orman ruhu mu olacağız. Aman ne parti.” İstemsizce küçük bir kahkaha attım. Lala orman ruhu ve Arın’dan oluşan küçük partimi gözümün önüne getirip katılıyordum. Belki onlara birer tane kukuleta da takardım.
Sayfa 445·Kitabı okudu
Kalp ait olduğu kalple atar.
“Birden fazla cephede savaşıyorsam ve birini kaybetmek üzereysem, Lala?" diye mırıldandım. "Kalplerin kazanması için savaşa lüzum yoktur Vârisim," dedi. "Kalp ait olduğu kalple atar." "Ama ya bir kalp diğerinin ne için attığından habersizse?" Bana sıcacık gülümsedi. "Kalplerin konuşmaya ihtiyacı olmaz,sadece bilirler." "Sadece bilirler,"
Sayfa 612 - Lala·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Senden bana hastalık bulaşmaz ki lala, senden bana olsa olsa şifa bulaşır.
Sayfa 78·Kitabı okudu
Alıntı
Ey benim iki gözüm canım! Kesib’e mutlaka uğra Yönel La’la’ tepesine doğru ve Yelemlem sularını ara
Alıntı
Ondan Önce (...-1917)
On altıncı asır ve Kıbrıs'tayız Biz fetihte, fütuhatta ustayız. Gerçi asıl fetih devr-i sa'dette Vaki olmuş vergi, bu ilk biatte. Fakat yalnız ordu girmiş Kıbrıs'a Ondandır İslamlık sürüyor kısa. Ve devreder geri Venedikliye Kıbrıs artık Selim Sani bekliye. On altıncı asır ve Kıbrıs'tayız Biz fetihte, fütuhatta ustayız. Ne iltifat hamra, ne zevk-ü sefa, Bir Kıbrıs fatihi Lala Mustafa. Bir eyalet kalır tam üç yüz sene, Badehu, ah elden çıkıyor gene. Ortodoks'la Türk bu refah çağında, Kavruluyor öyle kendi yağında, Adı sürgünse de sürgün cennete, Şer Yörük şen olur düşmez mihnete. İşte Afşarlar da bu taifeden, Bir taife bunlar, yurdun' kaybeden. İşte Arif Ağa Afşar'dan bir er, Devr-i Abdülaziz, Kıbrıs'a göçer. Evvelinde meskun Pınarbaşı'nda, Yani Kayseri'de kırklı yaşında. Bir Börüteçine 'örftür göç' diyor, Arif Ağa artık hicret eyliyor. Torunu Hamdi'yi temaşa nasip Etti mi bilinmez, Hüda el Mucib... İngiliz devrinde Türkmen aç-bilaç, Badehu Hamdi Bey eyler izdivaç.
Sayfa 7·Kitabı okudu
45
O sahne ve uluma belki altmış küsur sene evvel olmuştu fakat ben hala o sarı köpeğin imdat isteyen, adeta çarmıha gerilmiş insan gibi etrafından imdat dileyen zavallı gözlerini bugünkü gibi görürüm. Bazen bir insan, bazen bir kurt gibi uluyup ağlıyordu. Lala bu sahneye güldü, yanımızdaki erkek çocuk köpek bağırdıkça ona nişan alıp taş yağdırıyordu. İnsan cinsinde zaman zaman hasıl olan korkunç insiyakın kolektif ve canlı alameti işte budur. Bazen beni insan olmaktan utandıran sahnelerin birincisi bu hadisedir. Ondan sonra öğrendim ki hiçbir hayvan, işkencenin ve vahşetin verdiği zevke dayanarak başka hayvanları parçalamamıştır. Hayvanlar, bekaları için her türlü canavarlığı yapabilirler fakat hiçbir zaman bu, sadece bir eğlence değildir.
Sayfa 45·Kitabı okudu