“Sevdanın temelinde belki de bu vardı; seçilmiş olmak, ayrıştırılmış olmak. Diğer insanlardan ayrı olarak sana bakılması, senin benimsenmen, senin tercih edilmen
ve bir sırrın ortağı olmak... İşte bu, sevdanın ilk adımı değil miydi?”
“Ben zekayı radyum gibi bitip tükenmez bir cehver sanıyordum. Onu insan eliyle yetişip gelişen bir şey olduğunu düşünmüyordum. Adam olmak değil, enteresan olmak. Bir şey yapmak değil, bir şey yapanlara istihfafla bakacak bir yere çıkmak istiyordum. Halbuki bugün sonsuz zamanla mesafenin içinde ben neyim? Bir solucandan, bir ayrık kökünden daha ehemmiyetsiz, daha değersiz, daha lüzumsuz bir mahlukum.”
“İçimizde şeytan yok… İçimizde aciz var…Tembellik var…İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmaka itiyadı var…”