İyi geceler :) bugün de böylelii
Bazı insanların öyle enerjileri var ki onların sahasına girer girmez tüm dengem şaşıyor. O dakika, o an anlıyorum o kişiden uzak durmam gerektiğini... Ama kader mi desem yoksa benim aptallığım mı bilmem hep o insanların kıskacına yakalanırım, nasıl oluyor bilmiyorum ama bı anda yanımda yöremde hep onları görüyorum. Ve inanılmaz rahatsızlık duyuyorum bu durumdan hayat kalitem düşüyor, huzursuz ruhsuz bir insan oluyorum. Ve bu insanlar genelde etrafa o kadar iyi, o kadar bilgili ve o kadar usta insan rolü oynarlar ki ama aslında biraz yakınlaşınca bir o kadar cahil ve olgunlaşmamış olduklarını görürsünüz. Tabii göremeyen insanlar çoğunlukta oluyor çünkü böyle insanlar önce inceden inceye yakınlık kurarlar, aralarını iyi yaparlar, iyice sınırlarınıza girerler, çizgiyi geçtiklerini fark ettikleri an sizi mutsuz etmek için her şeyi yapmaya başlarlar. Çünkü o sınırı aştıktan sonra artık hayatınıza karışmaları çok daha kolaydır. Çünkü bu insanların olayı bu: Kıskançlık. Haset. Katlanamama. Kendileri dışındaki insanların mutlu olmalarına bir şeylerden haz etmelerine dayanamazlar. Küçük bir çiçek mi aldınız veya bir küpe? Sınav notunuz mu yüksek geldi? Yoksa terfi mi aldınız? Yeni bir dizi veya film bitirdiniz de çok çok sevdiğiniz için anlatmalara doyamıyor musunuz? Yeni başladığınız kitaba bayıldınız mı? Ah işte o zamanlar bir etrafınıza bakın ne demek istediğimi kimden bahsettiğimi anlayacaksınız. Çünkü artık ne o filmi anlatabileceksiniz ne de artık o kitaba bayılıyorsunuz, aldığınız küçük çiçek de soldu bile. Tam küçük ya da büyük bir mutlu anınızda içinize huzursuzluk düşüren ama dışarıdan iyi bir düşünceymiş gibi görünen o fikir, o cümleler ve o cümlelerin sahibi aslında hayatınızdaki asıl sorun. Çünkü onlara göre en iyi onlar olmalı. Sizi sevmiyor değiller belki de
Duygu ve Düşünce
hayat kalitem önceliği kendime tanımamla arttı
Hayata Dair
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
​Boyalı Civcivlerin Arkasındaki Renksiz Gerçek ​Pazar tezgahlarında, sokak köşelerinde bir tel kafesin içinde rengarenk çırpınan o minik canlar, ilk bakışta çocukların ilgisini çeken sevimli birer oyuncak gibi pazarlanıyor. Ancak 1000171974.jpg görselinde gördüğümüz bu tablo, aslında bir sevimlilik gösterisi değil; tamamen ticari hırslar uğruna yapılan bir hayvan hakkı ihlalidir. ​Birkaç günlük bile olmayan bu savunmasız canlıların kimyasal boyalarla kaplanmasının arkasında çok ciddi trajediler yatıyor: ​Zehirli Kimyasallar: Civcivler, endüstriyel veya tekstil boyalarıyla dolu kaplara acımasızca batırılarak ya da üzerlerine boya püskürtülerek renklendirilir. Bu işlem sırasında gözleri, gagaları ve hassas derileri kimyasallarla temas eder. Tüylerini temizlemeye çalışırken bu zehirli boyaları yutarlar. ​Isı Kaybı ve Hipotermi: Boyama işlemi ve sonrasındaki kurutma süreci, civcivlerin vücut sıcaklığını dengede tutan o narin tüylerinin yapısını tamamen bozar. Henüz kendi vücut ısısını bile koruyamayan bu bebek canlar, yalıtım özelliklerini kaybettikleri için hızla üşür ve genellikle hipotermiden hayatını kaybeder. ​Stres ve Ezilme Tehlikesi: Dakikalarca süren o boyama hengamesi, civcivlerde tarifsiz bir korku ve strese yol açar. Kafeslerde üst üste yığılan bu hayvanların birçoğu daha satılamadan ezilerek can verir. ​Bilinçsiz Sahiplenme: "Oyuncak" niyetine alınan bu canlılar, birkaç gün içinde rengi solmaya veya büyümeye başladığında ya da hastalandığında sokaklara terk edilir veya bakımsızlıktan ölür. ​Bir Can Oyuncak Değildir ​Hiçbir canlı, birkaç kuruş daha fazla kar elde etmek ya da anlık bir eğlence sunmak için boyanamaz, doğal yapısından koparılamaz. 1000171974.jpg gibi manzaralar karşısında sessiz kalmamak, bu tezgahlardan alışveriş yapmayarak talebi bitirmek
Hayata Dair
Siyasi partiler kanununun ve parti tüzüğünün ürettiği delege sistemi, tabandaki seçmen ile parti yönetimi arasında bir yalıtım katmanı işlevi görüyor. Seçmen ne kadar mobilize olursa olsun veya ne kadar büyük bir değişim talep ederse etsin, karar mekanizması "delege kliklerinin" iç dengelerine takılıyor. Bu durum, lider değişimini toplumsal bir dalganın sonucu olmaktan çıkarıp, parti içi elitlerin bir güç paylaşımı hamlesine indirgiyor. Dolayısıyla, kurumsal hesap verebilirlik doğrudan bu feodal bariyer tarafından emiliyor. 31 Mart başarısının kurumsallaştırılamamasının arkasında rasyonel bir siyasi korku var: Güç merkezinin nereye kayacağı endişesi. Başarı "CHP'nin yeni vizyonuna" yazılsa, genel merkez tahkim edilecek. Başarı "İmamoğlu veya Yavaş'a" yazıldığında, bu figürler kurumsal yapının üzerinde birer aktöre dönüşüyor. Şu anki tablo, ikincisinin gerçekleştiğini gösteriyor. CHP, kurumsal ve programatik bir alternatif olmaktan ziyade, "seçmen tabanı geniş popüler figürlerin bir çatı altında toplandığı bir koalisyon" görünümü veriyor. Bu da kurumsal öğrenmeyi imkansızlaştırıyor; çünkü başarı da hata da kuruma değil, o figürlerin şahsi hanesine yazılıyor. 2017 referandumu ya da geçmişteki diğer kritik kırılma anlarıyla (örneğin 2023 seçim mağlubiyetinin gerçek yapısal nedenleriyle) kurumsal bir yüzleşme yapılmamasının nedeni basit: Mevcut aktörlerin neredeyse tamamının o dönemlerde de masada olması. Geçmişle gerçek bir kurumsal yüzleşme, sadece eski lideri değil, o liderin kararlarına sessiz kalan, o kararları uygulayan kurumsal mekanizmayı da mahkûm etmeyi gerektirir. Bunu yapmak, bugünkü yönetimin "meşruiyet" ve "temiz sayfa" söylemine zarar vereceği için, kurumsal amnezi (hafıza kaybı) bilinçli bir konfor alanı olarak korunuyor. Asıl kırılma testi yaklaşıyor.
Siyaset
Tam dalıyom uyandırılıyorum yeter ama ya
Seninle Başlamadı
"Reddettiğin her ebeveyn, kaderin olur." "Sır kalan, kalıtım kalır." Hayatımız boyunca kaçtığımız, arkamızı döndüğümüz ya da "ben asla onlar gibi olmayacağım" dediğimiz ne varsa, bir gün önümüzde kader olarak dikiliyor. Seninle Başlamadı, kuşaklar arası travmaların hayatımızı nasıl şekillendirdiğini gözler önüne seren, okurken insanı defalarca kendi çocukluğuna ve aile geçmişine götüren çok güçlü bir rehber. Şifa, geçmişi değiştirmekle değil; onun üzerimizdeki etkisini fark etmekle başlıyor. Kesinlikle tavsiyemdir. 📚🌱 #KitapAlıntıları #OkudumBitti #KuşaklarArasıTravma #Şifa
1000Kitap