Puan vermedi·208 syf.··
2026 429. kitabı
Zehra, Türk edebiyatının Tanzimat dönemindeki en önemli kalemlerinden Nabizâde Nâzım’ın Türk edebiyat tarihine geçen, ilk psikolojik roman denemesi ve ilk realist roman örneklerinden biri kabul edilen anıtsal bir eseridir. İlk kez 1894 yılında Servet-i Fünun dergisinde tefrika edilen ve yazarın ölümünden sonra 1896’da kitaplaştırılan bu roman, insan psikolojisinin en karanlık dehlizlerini muazzam bir gerçekçilikle masaya yatırır. Romanın merkezinde, zengin bir tüccarın kızı olan, aşırı kıskanç, ihtiraslı ve marazi bir ruh haline sahip Zehra yer alır. Zehra, babasının ticaret hanesinde çalışan Alp Bey ile evlenir. Başlangıçta mutlu giden bu evlilik, Zehra’nın babasının ölümü ve eve Sırrıcemal adında güzel bir cariyenin alınmasıyla tamamen yön değiştirir. Zehra’nın çocukluğundan gelen güvensizlikleri ve doğuştan gelen marazi kıskançlığı, Sırrıcemal’e karşı adeta bir cinnete dönüşür. Bu hastalıklı kıskançlık sarmalı, zamanla sadece Zehra’nın değil; kocası Alp Bey’in, cariye Sırrıcemal’in ve intikam planlarına dahil edilen Rum kızı Ürani’nin de hayatını dramatik ve kanlı bir felakete sürükler. Roman, kıskançlık ve intikam duygusunun bir insanı ve çevresini nasıl adım adım yok edebileceğini trajik bir zincirleme olay örgüsüyle anlatır. Nabizâde Nâzım, dönemin romantik edebiyat anlayışının dışına çıkarak, karakterlerin kararlarını ve duygusal patlamalarını kalıtım, yetiştirilme tarzı ve çevre faktörleriyle yani natüralist ve realist bir yaklaşımla inceler. İstanbul’un tuluat tiyatrolarından, mahalle yaşamına ve zengin konaklarına kadar dönemin sosyo-kültürel yapısını da harika bir gözlemle yansıtır. Zehra; edebiyatımızda kıskançlık psikolojisini, kadın duygu dünyasını ve tutkuların insanı esir alan yıkıcı gücünü ilk kez bu denli çıplaklıkla ve başarıyla işleyen, güncelliğini
ZehraNabizade Nazım · İskele Yayıncılık · 201815,3bin okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2026 340. kitabı
Mark Twain, İnsan Nedir? (What Is Man?) adlı bu sarsıcı felsefi yapıtında, yaşlı bir adam ile genç bir adam arasında geçen sorgulayıcı bir diyalog üzerinden insan doğasının gizemlerini ve eylemlerinin arkasındaki gerçek motivasyonları konu alır. Yazar; insanın aslında kendi kararlarını veren özgür bir iradeye sahip olmadığını, aksine dış etkenler, kalıtım ve çevre tarafından şekillendirilen karmaşık bir makineden ibaret olduğunu savunurken; fedakarlık, şöhret, din ve vicdan gibi kavramların temelinde aslında yalnızca "kendi iç huzurunu sağlama ve nefsini tatmin etme" dürtüsünün yattığını, insanın bencil doğasını tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren rasyonel, ironik, determinist ve sarsıcı bir dille işler.
İnsan Nedir?Mark Twain · Dedalus Kitap · 202319bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Farklı Bir Vampir Öyküsü
8/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 11:37
Robert Louis Stevenson denince çoğu okurun aklına Define Adası ya da Dr. Jekyll ile Bay Hyde gelir. Olalla ise yazarın daha az bilinen ama bence keşfedilmeyi hak eden eserlerinden biri. İlk bakışta klasik bir gotik korku hikâyesi okuyacakmışız gibi başlıyor. Issız bir konak, tuhaf davranışlar sergileyen bir aile, geçmişin gölgesinde yaşayan insanlar ve açıklanması zor olaylar... Stevenson daha ilk sayfalardan itibaren huzursuz edici bir atmosfer kurmayı başarıyor. Kitap boyunca hissedilen o tekinsizlik duygusu, hikâyenin en güçlü yanlarından biri. Ancak Olalla'yı ilginç kılan şey yalnızca gotik atmosferi değil. Hikâye ilerledikçe korku unsurlarının arkasında çok daha farklı bir mesele olduğunu görmeye başlıyoruz: İnsan, atalarından ne kadar kaçabilir? Geçmiş gerçekten geride bırakılabilir mi? Kan bağı, karakterimizi ve kaderimizi ne ölçüde belirler? Stevenson'ın özellikle kalıtım, soyun mirası ve nesilden nesile aktarılan yükler üzerine kurduğu anlatının oldukça başarılı olduğunu düşünüyorum. Bugün bile güncelliğini koruyan bu tartışmalar, kitabın kısa hacmine rağmen düşündürücü bir derinlik kazanmasını sağlıyor. Olalla karakteri de kitabın akılda kalan taraflarından biri. Gizemli, melankolik ve aynı zamanda trajik bir karakter. Hikâyenin merkezindeki duygusal çatışmaların önemli bir kısmı onun üzerinden şekilleniyor. Bu yönüyle eser, yalnızca bir korku hikâyesi değil; aynı zamanda kader, fedakârlık ve insanın kendi doğasıyla mücadelesi üzerine bir anlatı hâline geliyor. Bununla birlikte kitap kusursuz değil. En sık dile getirilen eleştirilerden biri finalinin oldukça açık uçlu olması. Hikâye boyunca kurulan bazı gizemlerin, aile geçmişinin ve karakter ilişkilerinin daha ayrıntılı işlenmesini isteyen çok sayıda okur var. Ben de özellikle son bölümde hikâyenin biraz
OlallaRobert Louis Stevenson · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20255,6bin okunma
Uçurtma.
Puan vermedi
Fransa'da doğup büyümüş bir öğretmenin Hindistan'ın köylerindeki kız çocukları için verdiği mücadeleyi anlatıyor kitap. Ben çok beğendim, Colombani feminist duygularımızın üstünde tepinse de dili çok iyi ve derin. Üstelik yaşadığımız ülkeye de çok uzak olmayan zihniyetlere karşı bu kavgaya girişiyor olması bize çok tanıdık geliyor. Her öğretmen okumalı evet! Kız çocuklarının okuması gerçekten köyü, kasabayı, şehri, halkı etkiliyor. Dünyanın değişmesi belki de buna bağlı! Saç örgüsü'ndeki Lalita'ya tekrar rastlamak çok iyi geldi gerçekten, hem Uçurtma Avcısı'nı da anımsattı bir paragrafta. Lalita o küçücük bedeniyle evlenmesin, okusun diye tüm kavgamız.
UçurtmaLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 20231,731 okunma
10/10
·656 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 18:51
"Her şey bir günlüktür hem hatırlayan hem hatırlanan..." John Steinbeck ~ Cennetin Doğusu 10/10 Steinbeck’in kalemi hakkında ne söylesem eksik kalacak gibi. İnsanın iç dünyasını görünür kılabilen nadir yazarlardan biri. Onunla birlikte yaşayan, nefes alan bir dünyanın içine girersiniz. Mekânlar, duygular ve karakterler arasındaki denge, hikâyeyi bir roman olmaktan çıkarıp yaşayan bir hafızaya dönüştürür. Cennetin Doğusu, yüzeyde iki ailenin kuşaklar boyunca süren hikâyesi gibi görünse de aslında tek bir sorunun etrafında döner: İnsan iyiliği ve kötülüğü ne kadar seçer, ne kadar taşır? Romanın merkezindeki en güçlü kavram “Timshel”dir. İbranice kökenli bu kelime “sen seçebilirsin” anlamına gelir. Steinbeck, kaderin mutlak olmadığını; insanın, her şeye rağmen seçim yapabilme özgürlüğüne sahip olduğunu hatırlatır. Roman boyunca “kalıtım mı, seçim mi?” sorusu canlı kalır. Bir yanda sevgisizlikle şekillenen hayatlar, diğer yanda bu döngüyü kırma çabası… Steinbeck hiçbir karakteri mutlak iyi ya da kötü bırakmaz. Tek istisna Cathy’dir. O, kötülüğün yalnızca bir sonuç değil, bilinçli bir tercih de olabileceğini gösteren rahatsız edici bir figürdür. Adam’ın kırılganlığı, Samuel’in bilgeliği ve özellikle Lee’nin düşünsel derinliği romanın omurgasını kurar. Lee, hikâyenin vicdanıdır; insan doğasına dair sorgulamaları kişisel bir hikâyeden çıkarıp evrensel bir soruya dönüştürür. İnsan geçmişinden kaçamaz, ama ona teslim olmak zorunda da değildir. Geçmiş şekillendirir; son sözü ise seçim söyler. "İnsanlar yılanlardan daha zehirlidir." (214) "Nefret tek başına yaşayamaz. Onu tetikleyecek, dürtecek ya da uyaracak bir sevgiye ihtiyacı vardır." (544) "Bütün üstün ve değerli şeyler aynı derecede yalnızdır." (568) . . .
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 201711,5bin okunma
bunlar babadan oğula nesil herhalde.mp4
7/10
·216 syf.·
2026 19. kitabı
Kitabın en can alıcı özelliği kötülüğün kaynağına dair rahatlatıcı hiçbir açıklama sunmaması. Okuru teselli etmek yerine onu insan doğasının en huzursuz edici ihtimallerinden biriyle baş başa bırakıyor. SPOILER ALERT İnsan doğası, annelik, kalıtım ve ahlak üzerine karanlık bir düşünce deneyi diyebiliriz. "katil kim?" hikâyesi gibi başlasa da olaylar çok daha farklı bir form kazanıyor ve "sevgi koşulsuz mudur, yoksa ahlaki gerçeklik karşısında bir noktada yetersiz mi kalır?" sorusuna dönüşüyor. March, kötülüğün biyolojik olarak aktarılabileceği ihtimalini gündeme getiriyor. Canavarın yüzünü tanımak kolaydır; zor olan, onun son derece sevimli bir çocuğun yüzünü taşıyabileceğini kabul etmektir. Christine (anne) kabul edecek mi? banliyö yaşamının sıradanlığı içinde ilerleyen 216 sayfa.
Kötü TohumWilliam March · Tersine Kitap · 2026139 okunma