"Doktor, 'Ben yok olmak istiyorum. Yaratıcı beni niye yarattı ki, bana mı sordu?' diyenlere hiç aldırma. Eninde sonunda adı anılmaya değmez bir varlıktır insan. Bir zamanlar yok olan, hiç olan bir varlığın böyle bir hak talep etme hakkı yoktur. Bu hakkı talep etmek, sadece kendini yücelten bir benliğin haddini bilmez şımarıklığıdır."
Hangi şartlarda yaşanırsa yaşansın, nasıl bir geçmişi olursa olsun, her insan eninde sonunda var olma sorunlarıyla yüz yüze geliyor, geçmişte yaşadıklarından daha çok kendi varoluşsal gerçekliğinin -mutlak âcizliğinin ve çaresizliğinin, mutlak kusurluluğunun, mutlak noksanlığının- farkına varmayan bir benliğin hoyratlığı ile inciniyordu.
İnsanın vicdanı kendi varoluşunda öylesine derin hissedip diyor ki, 'Eğer ben varsam mutlaka bir değerim, bir anlamım olmalı.' Değerlilik, hayatımızın zemini, o olmadan hayatlarımız çöküyor Doktor
O an kimseyle konuşmak istemiyor, rahat ve temiz bir yatakta sonsuza kadar uyuma isteği duyuyordu. Bebek gibi günahsız, yüksüz, hafif, temiz, mışıl mışıl. Çok sevilen, üstüne titrenen bir bebek gibi. Sonsuz sevilmenin kollarında uykuya dalmaktı tek isteği.