Bana bakıyordu, o da bir şeyi görmeye uğraşır gibiydi, ikimiz de birbirimizin yüzünde bazı işaretler arıyorduk. Açık denizde, ufka yakın bir yerde gördüğü kıpırtının büyük bir balığa mı yoksa küçük bir dalgaya mi ait olduğunu çıkarmaya çalışan bir adam gibi cildinin altında, dudaklarıyla gözlerinin kenarında gördüğümü sandığım bir keder gölgesinin gerçek olup olmadığını anlamaya uğraşıyordum. Bir keder görmek istediğimi farkettim. O kederin yanında beni gördüğü için bir sevinç de olsun istiyordum.
Bu ilişki ne zaman bir oyun olmaktan çıkmıştı? Bazen, bütün yaşadıklarımızı tek tek düşündüğüm saatler geçiriyor, o "ân"ı bulmaya uğraşıyordum. Bulamıyordum. Ona öfkeleniyordum. Beni büyük bir rahatlıkla hayatına almış, sonra aynı rahatlıkla hayatından çıkarmıştı.