Sineklerin Tanrısı, insanların kendi şeytanını kendi yarattığının en güzel yazısı. Kendi elleriyle tahtanın üstüne taktıkları domuz kafası onların şeytanı oluyor.
Adada yalnız kalan çocukların zamanla davranışını yönlendirecek başka insanlar olmadığına göre çocukların hareketleri sadece iç sesleri olmak zorunda. Kimi lider olmayı, kendi fikirlerine sadık kalıp yalnız olmak uğruna her şeyi yapmayı; kimi de bir araya gelmeyi, toplumu yönetmeyi veya yönetilmeyi tercih ediyor. Kitaptaki ana dört karakterimiz aslında dünyamızdaki ana karakterleri yansıtıyor. Ralph liderlik, toplum, düzen; Jack liderlik, saldırı, güç; Domuzcuk mantık, düşünme; Simon iyilik, naiflik timsali olarak karşımıza çıkıyor.
Neden ayrı gruplar birbirleriyle hep savaş halinde? İnsan doğası gereği güçlü olmak, boyun eğmemek, diğer varlıkları yönetmek istiyor. Bu belki korkudan belki hırstandır. Belki de her insanda farklıdır. İstediği gücü elde etmek için savaşmak, saldırmak, diğer düşünceyi yok etmek, mutlak zafere giden yol gibi görünüyor.
Peki medeniyetlerin korunması için kanunların önemi nedir? Deniz kabuğunu kitabın başında grubu toplamak, liderlik etmek ve yönetmek için kullanan Ralph’ın deniz kabuğu kırılınca liderliği de adeta kırılıyor. Bu kırınımla düzen ve toplum kalmıyor. Güçlü ve saldırgan olan, zayıfların üstünde otorite oluşturuyor ve zayıflar buna boyun eğerse yaşam alanının nasıl bir cehenneme dönüştüğünü kitapta da şuanki dünyamızda da görüyoruz.
Şuanda da deniz kabuğunu kimin eline veriyoruz? Özgür irademizle mi yoksa otorite baskısı altında ezilerek mi veriyoruz? Gerektiği zaman onu kırma ve yeni düzeni oluşturmak cesaretini gösterebiliyor muyuz? Sanmam. İçinde bulunduğumuz düzensizliğe boyun eğiyoruz. Aslında bu kitaptan ders çıkarılacak çok şey var. Ama insanın kendi
Kitabı bitirdikten sonra yazarın neyi vurgulamak istediğini sadece yüzeysel olarak yorumlamıştım kendimce. Ama daha fazlası olması gerekiyormuş gibi geldi ve kitaptaki vebanın geçtiği dönemdeki Cezayir’i araştırdım. 1945’te Setif ce Guelma katliamı yaklaşık 45bin Cezayirlinin öldürülmesiyle sonuçlanmış. Buradan hareketle acaba Camus vebayı okurlarına düşman, karşı konulması gereken bir ordu, birlik ve dayanışmayla yenilebilecek bir güç olarak göstererek henüz yaşanan katliamı yorumlamış olabilir mi sorusu aklıma geldi. Tabi bu sadece hayal gücüm de olabilir. Ama sadece düşüncesi bile heyecanlandırıyor. Yazarın diğer eserlerini de okumak isterim.
Sizin de ilginizi çektiyse çayınız kahvenizle iyi okumalar
Coğrafi bilgilere sıkça yer verilmiş. Bu yanı çook hoşuma gitti. Dümdüz bir macera kitabından daha fazlası. Zamanın değerini yapabileceği en güzel şekilde anlatmış benim fikrimce. Özellikle 10-15 yaş arası tavsiye ederim..
Bazı kısımlarda ağır bir dil kullanılmış. Anlaşılması zorlaşıyor. Bunun haricinde genel olarak yorum katılarak yazılmış bir kitap. Açıkçası ben pek faydalı bulamadım.