“Ve yaşam söylemekti bay yargıç
Bilip de söyleyemediklerimizi
Eski bir umut kadar eskidik.
Ve eski yaralarımızı gösterelim size, çürüklerimizi
Koparılmış tırnaklarımızı bay yargıç
O soğuk karanlıklardan soğuk
Artakalan gözlerimizi.
Ah öyle değil
Çünkü eski bir toplumbilimdi yargılanmak
Ve eski bir cehennemi uygulamaktı bizlere
Baş eğmez, ama yorgun bizlere.
İçmek !
Şimdi hep birden neyi deneyelim ?
Neyi ?..
Yangınsız, cehennemsiz bir ölüm mü kalıyor sanki geriye
Ve ölüm ki nedir bay yargıç
Çok garip bir şekilde kirlenmenin
Adıdır ölüm
Sonra soğuk ve eski
Ve sonsuz bir dilekçenin altındaki pullar gibidir
İmzası görünmezse de çürümüş iskeletlerimizin.”