Puan vermedi·517 syf.··
2026 52. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 09:03
Romanın başkahramanı Martin, yoksul ve eğitimsiz bir denizciyken üst sınıftan Ruth'a âşık olur. Onun dünyasına layık olabilmek için kendini eğitmeye, okumaya ve yazmaya başlar. Ancak zamanla Martin'in mücadelesi sadece aşk için değil, kendi kimliğini bulmak için verdiği bir savaşa dönüşür. Martin, gecelerini kitap okuyarak ve yazarak geçirir; bilgiye olan açlığı onu bambaşka bir insana dönüştürür. Fakat bu yolculuk boyunca yalnızca cehaletle değil, yoksullukla, reddedilmekle ve toplumun önyargılarıyla da mücadele etmek zorunda kalır. Yıllarca emek verdiği yazıları yayınevlerinden geri döner, ancak o vazgeçmez ve hayallerinin peşinden gitmeye devam eder. Roman ilerledikçe Martin, toplumun insanlara karakterlerine göre değil, sahip oldukları statüye göre değer verdiğini fark eder. Bir zamanlar küçümsenen ve ciddiye alınmayan Martin, ünlü bir yazar olduğunda aynı insanlar tarafından saygıyla karşılanmaya başlar. Bu durum ona başarının ve toplumsal kabulün gerçek anlamını sorgulatır. Martin Eden, insanın kendini gerçekleştirme arzusunu, sınıf ayrımlarını, aşkı, yalnızlığı ve başarıya ulaşmanın bedelini etkileyici bir şekilde anlatan etkileyici ve sürükleyici bir anlatıma sahip.Aynı zamanda yalnızca bir yükseliş hikâyesi değil; aynı zamanda insanın kendini ve hayatın anlamını arayışının da hikâyesi...
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma
Duygusal Zeka
10/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
IQ kadar EQ nun önemini vurgulayan bir kitap.Duyguların sağlık açısından önemini, depresyon ve dağınık ruh hallerini, empati, kaygı,evlilikteki sorunları, sosyal yetersizlik, dürtü kontrolü gibi belli başlı konuları ele almış. iletişim becerisini, sosyal ilişkilerimizi, duygularımızı kontrol etme becerisini ele alan akademik bir çalışma olmuş. Yazarı tebrik ederim. Faydalı ve okunmaya layık bir eser.
Duygusal Zekâ EQDaniel Goleman · Varlık Yayınları · 20193,656 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Sınıfsal Duvarları Yıkan Bir Mecnun ve Aşka Adanmış Bir Ömür
10/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2023 14. kitabı
Kitabı okurken, ana karakter Martin’in kalbindeki o devasa sevgiyi kıskanmamak neredeyse imkansız. Karşımızda modern bir Leyla ile Mecnun hikayesi yok belki ama, sevdiği kadın uğruna kendi çöllerini yaratan ve o çöllerde tek başına yürüyen upuzun bir "Mecnun" hikayesi var. Kaba saba, eğitimsiz bir denizci olan Martin’in, burjuva sınıfından Ruth’u gördüğü an kalbine düşen o ilk kıvılcım, sıradan bir hoşlanmanın çok ötesindedir. Martin için Ruth bir kadın değil; ışığın, zarafetin, edebiyatın ve ulaşılmak istenen tüm güzelliklerin yeryüzündeki gölgesidir. Sırf onun dünyasına, onun zihnine layık olabilmek için uykusundan, sağlığından, açlığından vazgeçer. Kendini kelimenin tam anlamıyla küllerinden yeniden yaratır. "Aşk mantıktan daha yücedir. O, hayatın ta kendisidir..." Ancak kitabın asıl trajedisi, Martin bir dahi olup o hayran olduğu yüksek zümrenin içine girdiğinde acı bir gerçekle yüzleşir: Aristokrasinin parıltısı sahtedir ve ne yazık ki uğruna dünyaları karşısına aldığı Ruth bile, Martin’in ona duyduğu o devasa, o saf sevgiyi taşıyabilecek kadar büyük bir ruha sahip değildir. Martin’in aşık olduğu şey, aslında Ruth’un kendisi değil; kendi temiz ve saf ruhunun Ruth’un üzerine yansıttığı kusursuz bir illüzyondur. Martin Eden, kalbindeki o saf ve sınır tanımayan sevgisiyle edebiyatın en hakiki Mecnun'larından biridir. Onun yükselişini izlerken imrenecek, saf sevgisini kıskanacak, düştüğü yalnızlıkta ise onunla birlikte üşüyeceksiniz. Sayfaları kapattığınızda aklınızda tek bir soru kalacak: Martin'i bitiren şey başarısızlık mıydı, yoksa o tertemiz aşkının karşılığında bulduğu o devasa sahtelik mi? Martin Eden
Aşk
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma
Sanatın Tarihsel Yolculuğu
Puan vermedi·448 syf.··
Beğendi
·
2026 78. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 09:00
“Sanat eseri olmayan bir eser yapılabilir mi?” (s. 406) Bu kitap sanat tarihini anlatan bir kitap değil, Larry Shiner’ın Sanatın İcadı adlı çalışması, bugün doğal ve evrensel kabul ettiğimiz sanat anlayışının nasıl ortaya anlatmaktadır. Kitabın ana fikri, büyük S ile yazılan “Sanat”ın ezelden beri var olan doğal bir kategori olmadığı, belirli tarihsel koşullar içinde üretilmiş bir kavram olduğu yönündedir. Kitabın içeriğinde çok sanatçı, müze, deha, estetik ve zanaat gibi bugün kendiliğinden varmış gibi görünen kavramların nasıl inşa edildiğini anlatılmaktadır. Kitabın ana tezini en iyi özetleyen ifadelerden biri E. H. Gombrich’ten yapılan şu alıntı olabilir: “Büyük S ile başlayan Sanat’ın var olmadığının bilincinde olunulsun.” (s.32) Yazara göre sanat; bir kavramlar ve kurumlar kümesi de değil insanların anlam yükledikleri, değer verdikleri ve inandıkları bir alandır: “Sanat sadece bir kavramlar ve kurumlar kümesi değil aynı zamanda insanların inandıkları bir şey, bir huzur kaynağı ve bir sevgi nesnesidir.” (s. 26) Kitabı okurken özellikle dört ana temaya odaklandım: Sanatın tarihsel bir kategori olarak ortaya çıkışı, sanat ve zanaat ayrımının kurulması, modern müzenin doğuşu ve sanatçının kutsallaştırılması. Beni en çok etkileyen bölümlerden biri “Devrim ve Müze” başlıklı kısımdı. Günümüzde müzeleri kültürel hayatın doğal kurumları olarak düşünmeye alışığız. Oysa Shiner, modern sanat müzesinin belirli bir tarihsel krizin ürünü olduğunu anlatıyor. Fransız Devrimi sırasında krallığa ait heykellerin, portrelerin ve anıtların yok edilmesini isteyenlerle bunların korunmasını savunanlar arasında yaşanan tartışmalar sonunda çözüm müzede bulunuyor. Krallığı temsil eden nesneler eski siyasal ve dinsel bağlamlarından koparılarak Louvre’da toplanıyor. Böylece aynı nesneler hem eski
Sanat
Sanatın İcadıLarry Shiner · Ayrıntı Yayınları · 2010176 okunma
8/10
·216 syf.··
2026 37. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 21:21
Kitap adı gibi huzurunuzu bozacak bir kitap. Stresli ve depresif bir dönemdeyseniz pek tavsiye etmem. Olaylar John Wilder isimli karakterimizin sinir krizi geçirip bir hafta psikiyatri koğuşunda kalmasıyla başlıyor. Karakterimiz yanlış seçimler yapma konusunda bir uzman. Ona her daim destek olacak eşi, çocuğu, arkadaşı ve iyi bir kariyeri varken bunlar ona huzur vermiyor. Alkol, başka kadınlar, başka bir iş arzu ediyor durmadan. Kendisinin narsist bir tarafı da var. Eşinin ona layık olmadığını, yaşadığı bu hayattan daha iyi bir hayata layık olduğunu düşünüyor. Tabi bunda geçmişte kendi hayallerinin peşinden gidememesi de sebep. Hani arada insanın aklından geçer ya şu üniversiteye girseydim, şu işe girseydim hayatım şöyle olurdu... John'un sadece aklından geçmiyor o direkt şu anki hayatını geride bırakmak istiyor. #SPOILER Onun git gide çöküşünü okuyoruz kitap boyunca. John'dan genelde nefret etsem de ona üzülmeden de edemiyorum istemsiz. Eşi onu her daim desteklerken o durmadan Pamela'yı seçiyor. Pamela ise durmadan bir ilişkiden öbürüne atlayan bir kadın, tam hayatından çıkıyor geri dönüyor ve bu çöküşü hızlandırıyor. Aslında John insanın zayıf bir canlı olduğunun kanıtı, belki de bu yüzden beni bu kadar huzursuz etti. Yine de beğendiğim bir kitap oldu.
1000Kitap
Huzuru Bozmak - Modern KlasiklerRichard Yates · Yapı Kredi Yayınları · 202423 okunma
10/10
·517 syf.·
Beğendi
·
2026 14. kitabı
Jack London'ın kaleme aldığı Martin Eden, sadece bir aşk hikâyesi değil; insanın kendini var etme mücadelesini, sınıf farklarını, hayallerin bedelini ve başarı kavramını sorgulayan güçlü bir roman. Martin, sevdiği kadına layık olabilmek için büyük bir azimle kendini eğitir, okur, yazar ve durmadan çalışır. Ancak roman ilerledikçe asıl sorunun başarıya ulaşmak değil, başarıya ulaştığında neyi kaybettiğini fark etmek olduğu ortaya çıkar. Martin'in yolculuğu boyunca bilgiye duyduğu açlığa, yalnızlığına, hayal kırıklıklarına ve iç çatışmalarına tanıklık ediyoruz. Kitap beni en çok, toplumun insanlara değer verirken kullandığı ölçütleri sorgulamaya yöneltti. İnsan değişince çevresindeki insanların ona bakışı da değişiyor ama bu değişim her zaman mutluluk getirmiyor. Martin'in yaşadığı içsel dönüşüm ve giderek büyüyen yalnızlığı uzun süre aklımdan çıkmadı. Jack London'ın akıcı dili ve karakter derinliği sayesinde romanın sayfaları hızla ilerliyor. Ancak geride sadece bir hikâye değil; emek, aidiyet, aşk, başarı ve yaşamın anlamı üzerine düşünceler bırakıyor.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma