Onu endişe ediyorsun, bunu endişe ediyorsun.
Ötekine takıyorsun, berikine takıyorsun.
Şunu dert ediyorsun, bunu dert ediyorsun.
O niye oldu, bu niye olmadı diye gece gündüz mutsuzluğa gark oluyorsun.
Sonra, ölüyorsun.
Hepi topu bu mu yani?
Kendisi aç kalır, susuz kalır, yemez içmez, dışarıda, parkta yatıp kalkar, ayakkabısının altı delik olur-lakin boyasız olmaz-, elbiseleri lime lime olur dert olmazdı. Çocuklarının ve hanımının yüzünde en küçük bir keder, sırtında en ağır keder oluverirdi.