Aşk, evlilik romanının sadece girişidir. Romanın asıl özü, mantıklı, akılcı, iradeli, çaba gerektiren sevgidir. Bilgeler bizi daima bu tür bir sevgiye yönlendirir ve böyle bir sevgi, tercih sonucu yaşanır.
Tutkunun etkisindeyken yaptığımız iyilikler ve sergilediğimiz cömertlikler önemli değildir. Bunları, alışıldık davranış tarzımıza baskın çıkan güdüsel bir gücün zorlamasıyla yaparız.
Ama seçimlerle örülü gerçek dünyaya döndüğümüzde de iyi ve cömert olmayı seçersek, işte bunun adına sevgi denir.
Böyle bir sevgi, çaba ve disiplinsiz olmaz. Enerjinizi karşınızdaki kişinin de yarar göreceği şekilde harcamayı ve bunun için çabalamayı tercih etmelisiniz. Çabalarınız sayesinde birlikte olduğunuz kişinin yaşamının zenginleştiğini bildiğinizde, bu kendi içinizde de belirgin bir tatmin yaratacaktır.
En temel duygusal ihtiyacımız aşk değil, birlikte olduğumuz insan tarafından gerçekten sevilmek ve sevginin güdüsel olarak değil, akıl ve iradeyle beslenip güçlendirildiğini bilmektir. “Beni sevmeyi seçen, bunun için bende sevilmeye layık bir şeyler gören biri tarafından sevilmek istiyorum.”
En temel duygusal ihtiyacımız aşk değil, birlikte olduğumuz insan tarafından gerçekten sevilmek ve sevginin güdüsel olarak değil, akıl ve iradeyle beslenip güçlendirildiğini bilmektir. “Beni sevmeyi seçen, bunun için bende sevilmeye layık bir şeyler gören biri tarafından sevilmek istiyorum.”
Bu dünyada karşınızdakini bir bakışınızla kırabilir, bir sözünüzle dünyasını karartabilirsiniz. Bir zamanlar birbirlerine deli gibi aşık olanlar düşmana dönüşürken, evliliğiniz bir savaş meydanı olur.