sukru

sukru
@lazuttt
Fakirlik yemeksiz geçirilen bir gece değildir, fakirlik “düşünmeden” geçirilen bir gecedir. Okuyun.Zira mürekkebin akmadığı yerde kan akıyor! Konfor ruhun bataklığıdır.
"İlâhî olan" açık açık tartışılmasa da Anaksimandros'un bilgisel projesinin bütünü, tanrıları bilmezden gelmekten oluşan radikal bir tavır alış üstünde temellenir. Dinsel bilginin açık bir eleştirisi olmasa da, bu tavır alış, temelini tanrılarda bulan baskın düşünceyle çatışmaya girmeden edemez. Çatışma başlamıştır; uzun ve hazin bir tarihi olacaktır. 1. Çatışma Mistik-dinî düşüncenin, yeni natüralizme karşı direnci çok geçmeden başlar, yoğunlaşır ve Batı uygarlığı boyunca bazen kısa bazen uzun süren hayli şiddetli dönemleriyle farklı biçimlerde devam edecek olan savaş derhal patlak verir. Müşriklik suçlamaları, Anaksimandros'un ve Anaksagoras'ın sonraki kuşaktan Yunan kardeşleri olan bazılarının kapısına "sürgüne gönderilme" olarak dayanmaya başlarken Sokrates'e gelindiğinde o, gençlerin ahlâkını bozmaktan ve sitenin tanrılarına hakaretten baldıran zehri içmek suretiyle ölüme mahkûm edilir. Sokrates'in hükmedilen suçu, Aristofanes'in kitabımızın IV. bölümünde atıf yaptığımız komedyasında kısa süre önce sahnelenen suçlamayla tastamam aynıdır ve Anaksimandros'un sorduğu meşhur sorulardan birini akla getirmektedir: Yıldırım, Zeus'un gönderdiği bir gazap mıdır? Yoksa bir rüzgâr girdabından mı kaynaklanır? Bununla birlikte, muhtemelen daha o sıralarda çağın icaplarıyla sıkıntıya girmiş olan Yunan dünyasının ve ilk Roma 69 Bu muhakkak ki bir anakronizmdir, ama bize Anaksimandros'un açıklamalarından söz eden çok sayıda antik fragmana ve de tanrılara hiçbir referansta bulunmamasına bakıldığında, insanın Anaksimandros'a şunu sorası gelir: "Ya tanrılar?" Ve Anaksimandros'un kitabımızın kapağında yer alan mozaikteki dalgın, yumuşak, ama yarı karamsar yüzünün, bize sessizce dönerek ve gülümseyerek, Laplace'ın Napolyon'a verdiği meşhur cevabı, asırlar öncesinden fısıldadığını
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Mistik-dinî düşünce, sorgulanmayı hoşgörüyle karşılamayan mutlak bir hakikatin kabulüne dayanır. Oysa, eleştirilmeden kabul edilmiş bir hakikatin tartışmaya açılması, bilimsel düşüncenin doğasıdır. Açıktır ki bu iki düşünce tarzı arasındaki her mütareke zamanla bozulur. Bir yanda, Hakikati bilmenin kesinliği var. Diğer yanda ise cehaletimizin kabul edilmesi ve her kesinliğin durmadan sor-gulanması. Din ve özellikle de tek-tanrıcılık, hareket hâlindeki düşünceyi, eleştirel düşünceyi kabul etmekte derin bir güç-lükle karşılaşır. Havva bilmek için elmayı kopardı. Ama, Tek ve tartışılmaz Tanrı olmak isteyen Tanrı için bu, ilk günahtır.
Bilimin gücü, içerdiği kesinliklerden kaynaklanmaz; aksine cehaletimizin büyüklüğü hususunda giderek artan bir şuurdan kaynaklanır.
Sonuçta seçim, statülü insanlar ile karşılıklı gülümseme şansını yakaldığınız tek zamandır
Kimlik taşkınlıkları, özellikle de ilahi bir referansa dayananlar, insan toplumlarının çoğunu zehirlemekte ve durmadan kötüye gitmektedir.