Büşra Gültekin

Büşra Gültekin
@lazycell
Üniversite
8 Ağustos
34 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
Erken dönem Homo sapiens, Endonezya’ya en az 50 bin yıl önce ulaştı. Yılda yalnızca 3,2 kilometre hızla hareket etselerdi Afrika’dan yaptıkları yaklaşık 12 bin kilometrelik yolculuk 4 bin yıl kadar sürerdi. Bununla birlikte, Homo erectus’tan farklı olarak, erken dönem Homo sapiens yolculuğunu Endonezya’da bitirmedi. Muhtemelen kütükleri be sazları birbirine bağlayarak tekneler inşa etmiş ve o sırada Papua Yeni Gine ile Tasmanya’ya karadan bağlı olan olan Avustralya’ya ulaşmak için yaklaşık 65 km’lik açık okyanusu geçmişti. Her ne kadar homininler binlerce yıldır nehirleri ve dar su geçitlerini aşmak için eğreti tekneler kullanmış olsalar da daha uzun bir su geçişi belli ki ilk kez bu zamanda yapılmıştı ve bu da erken dönem Homo sapiens’in planlama becerilerinin bir göstergesiydi.
Sayfa 96·Kitabı okudu
Reklam
Güney Afrika’daki mağaralarda yaşayanların o dönemde üstlerine oturan giysiler giymeye başlamış olduklarına dair de kanıtlar bulunmaktadır. Homininlerin, özellikle Avrupa ve Asya’nın soğuk ikliminde yaşayan Homo erectus ile Arkaik Homo sapiens üyelerinin ısınma amacıyla binlerce yıldır hayvan derisi ile örtündükleri tahmin ediliyor. Bununla birlikte, yaklaşık 72 bin yıl önce modern insanların sıcak iklimlerde bile üzerlerine daha çok oturan, sıkı giysiler giymeye başladıkları ve giysilerin hayvan derisi basit pelerine göre daha özenli yapıldıkları ileri sürülmüştür. Dokuma bez veya kemikten yapılmış iğnelere ait ilk kanıtlar 40 bin yıl sonrasına ait olduğu için, yaptıkları giysiler muhtemelen birbirine geçirilmiş hayvan derilerinden ibaretti. Üstlerine oturan giysilerin ortaya çıkışına dair kanıtlar, insan biti ile ilgili yapılan genetik çalışmalardan elde edilmiştir. Vücut biti yaklaşık 72 bin yıl önce bal bitinden farklılaşarak ayrılmıştır. Vücut bitinin cilde değil giysilere yapışacak şekilde uyum sağlamış pençeleri vardır ve yumurtalarını sadece giysilerin üzerine bırakırlar. Bu çalışmaları yürüten araştırmacılara göre, “vücut bitinin farklılaşması, muhtemelen insanların giysi kullanmaya başlamaları ile gerçekleşmiştir”.
Sayfa 95·Kitabı okudu
Güney Afrika’daki mağaralarda kazınarak ve öğütülerek değişime uğratılan ve daha sonra keskin bir aletle istemli olarak işlenen toprak boyasıyla yapılmış 15 parça bulunması ilgi çekicidir. Bu oymalar, çeşitli desenler oluşturan düz çizgilerden oluşmaktaydı. Örneğin birinde, “uzun bir çizgi ile kısmen bölünen altı ve sekiz çizgilik iki setten oluşan çapraz tarama vardı”. Toprak boyasıyla yapılmış bazı desenli parçalar yaklaşık 99 bin yıl öncesine tarihlenmiştir. Oyma tasarımların ne anlama geldiği ile ilgili tahminler, bir tür kayıt, bir takvim ya da bir sanat eseri gibi çeşitlilik göstermektedir. Güney Afrika’nın başka bir yerinde, günümüzde Botsvana olan bölgede 70 bin yıl öncesine tarihlenen “altı metrelik bir kaya, yılan başına benzerliğini artırmak amacıyla şekillendirilmişti”. Güney Afrika’daki buluntularla ilgilenen araştırmacılar bu bulgulara dayanarak “en azından Güney Afrika’da, Homo sapiens’in modern bir davranış sergilediğini” öne sürmüşlerdir.
Sayfa 94·Kitabı okudu
İlk Kıvılcımlar
Modern insanlarla ilişkilendirdiğimiz özgün davranışlara dair en eski kesin arkeolojik kanıtlar, yaklaşık 100 bin yıl önce Ortadoğu’da ve Afrika’nın güney ucundaki mağaralarda ve kayalara yapılmış barınaklarda yaşayan bireylerden gelmektedir. Anlaşıldığı kadarıyla Ortadoğu’daki homininler Afrika’dan göç etmişlerdi ve o dönemde Neandertaller de aynı bölgede yaşıyorlardı. Genetik araştırmalar, bu iki grubun birbirleriyle etkileşime girdiklerini gösteriyor. Bu Afrikalı gezginlerin zaman içinde hayatta kaldıklarına veya daha fazla yayıldıklarına ilişkin bir kanıt bulunmadığından en sonunda yok oldukları veya Afrika’ya döndükleri tahmin ediliyor. Bununla birlikte, geride 100 bin ila 115 bin yıl öncesine tarihlendirilen delinmiş kabuklardan yapılmış bazı kolye ve kırmızı toprak pigmenti bırakmışlardır. Bu buluntular insanlık tarihinde süslemenin bilinen ilk örnekleri olabilir.
Sayfa 92·Kitabı okudu
1996’da maymunların beyinlerinde, bir hedefe yönelik eylem gerçekleştirirken ateşlenen nöronların bulunduğu, maymun başka bir maymunu benzer bir hareketi yaparken izlediğinde de bu nöronların aynı şekilde ateşlendiği saptandı. Bu nöronlara ayna nöronlar adı verilmiştir. Beyin görüntüleme çalışmaları insanların da insula ve alt parietal bölgeler dahil olmak üzere kortekste yaygın bir şekilde bulunan ayna nöron ağına sahip olduklarını ileri sürmüştür. Bu nöronlar başkalarının davranışlarından etkilendiği için “bu ayna nöron mekanizmasının, daha genel bir zihin okuma yeteneğinin bir parçası ya da öncülü olabileceği” iddia edilmektedir. Örneğin, “Ayna nöronlar sayesinde bir başkasının yüzüne top çarptığında veya yumruk indiğinde ürker, dehşet verici bir işkence anısı okurken kendimize yapılmış gibi ürpeririz,” diye ileri sürülmüştür.
Sayfa 87·Kitabı okudu
Reklam