Büşra Gültekin

Büşra Gültekin
@lazycell
Üniversite
8 Ağustos
34 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
II- Bencillik temeli üzerine kurulduğu sürece, vahşi tabiattaki hayat, kötü bir hayattır; onun yasası, bir günah yasasıdır. Aynı yasaya göre günah, kendi misillemesini içinde taşımakta ve bir kötülük, bir başkasını çağırmaktadır. Bir varlık ötekine karşı düşmanca davranırsa, öbürleri de ona düşmanca davranmaktadır. Böyle bir düşmanlık, dünyasal kötülüklerin bir başka biçimi olan acı çekmedir.
Reklam
I- Solovyev'e göre, vahşi tabiatın kara kötülüğüne karşı çıkan güç, sevgidir: "Her hayat bir çatışma ve nefretle başladığı, acı çekme ve kölelikle devam ettiği, ölüm ve çürümekle sonuçlandığı için, kötülük, evrensel bir gereçtir... Tabiatın ilk yasası var olmak için mücadeledir. Vahşi tabiattaki bütün canlılar sürekli bir düşmanlık içindedir... Bu dünyada bir toz zerresiyle başlayıp insanla son bulan her varlık, bütün organizmasıyla tek ve aynı şeyi söylemektedir: 'Ben, benim; dünyada geri kalan her şey benim için ancak birer araçtır. Eğer ben varsam, siz var olamazsınız, ben olduğum sürece size yer yoktur'. Her varlık bunu söylemekte, ötekilerle mücadeleye kalkışmakta, onları yok etmek istemekte, kendisi de onlar tarafından yok edilmektedir.
Sevgi, karmaşıklığın ve çekişmenin bölücü ve ayırıcı güçlerine yılmadan karşı koyar. Sevgi enerjisi olmasaydı, biyolojik, fiziksel ve sosyokültürel evren dağılırdı: Uyum, birlik ve düzen imkanı kalmaz, evrensel düzensizlik ve düşmanlık hâkim olurdu. İyiliğin yaratıcı gücü olarak sevgi, bölünmüş olanı birleştirir, alçak olanı yükseltir, saf olmayanı saf yapar; bir düşmanlık dünyasında uyum, savaşta barış yaratır. Sevgi, insanı biyolojik bir organizma durumundan 'ilahlığa' yükseltir, benliği zenginleştirir; insanlığın organik, organik olmayan ve sosyokültürel güçlere hâkim olmasını sağlar.
Varlık bakımından sevgi, gerçek ve güzellikle yanyana, birleştirici, ahenkleştirici, yaratıcı enerji ya da gücün en yüksek biçimlerinden birisidir. Empedokles, bu gücün varlıkbilimsel temel özelliğinin sevginin birleştirici yaratıcılığı olduğunu isabetle görmüştür. Bu rolüyle, sevgi içinde ve sevgi tarafından birleştirilen şeylerin "düşmanlıkta ayrılması" biçimindeki çekişme fonksiyonlarının karşısındadır. Buna uygun olarak, daha sonraki düşünürler yerçekiminin birleştirici fiziksel güçlerini, atom içindeki elektron ve protonların birleşmesini hep mıknatıslı sevgi gücünün fiziksel dünyadaki belirtisi olarak görmüşlerdir.
Kadın, güçsüzlüğü değil, güçlülüğü içinde; kendinden kaçmak değil, kendini bulabilmek; kendini alçaltmak değil, kabul ettirmek üzere sevebildiği gün, aşk hem onun için, hem de erkek açısından korkunç bir tehlike olmaktan çıkacak, bir hayat kaynağı haline gelecektir. Bu arada aşk, dişilik dünyası içine hapsedilmiş, varlığı sakatlanmış, kendi kendine yetemeyen kadın için üzerine çöken bir lânetten başka bir şey değildir. Aşkın sayısız kurbanı, en son kurtuluş yolu diye, verimsiz bir cehennem hayatını karşılarına çıkaran kaderin haksızlığına tanıktır.
Reklam