Büşra Gültekin

Büşra Gültekin
@lazycell
Üniversite
8 Ağustos
34 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
Seven kadın, kendi benliğiyle özdeşleşmiş, kendine hayran (narsisist) bir insan değildir yalnızca; ayrıca sınırsız gerçekliği bilen birisi aracılığıyla benliğinin sınırlarını aşmak ve sınırsız olmak için tutkulu bir istek de duyar. Aşka kendisini kurtarmak için teslim olur; fakat putlaştırıcı aşkın aykırı yanı da, seven kadının kendisini kurtarmak isterken sonunda bütünüyle kendini reddetmesidir.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sev ve Sevdir
Hayat, bir anlam sorunu değil, bir akış sorunudur. Önemli olan akıştır. Düşüncesiz bir papatya bile akan küçük bir ırmağa benzer, bir an bile durmaz. Yapraklar arasında küçük bir tomurcuk olarak belirip bir sapı olana, yeşil bir ortadan bembeyaz yapraklar çıkarana, altın renkli, bembeyaz ve neşeli bir papatya olup birkaç gece ve gündüz açıp kapanana ve sonra da bilinmez bir şekilde kuruyup kaybolana kadar hiçbir duraklama yoktur akışında. En son görünmezde kaybolana kadar sürekli bir akış içindedir... Hayat, özellikle sevgi de böyledir. Hiçbir amacı yoktur. Sevgi bir akıştır; biri kadından, öbürü erkekten doğan iki küçük duygu ırmağıdır. Akar, akar, hiç durmadan akar... Bazen yıldızlara göz kırpar, bazen gücenirler; fakat yine de birbirlerine karışarak akarlar (eğer papatya gibi çiçek açıyorsa, bu da akışlarının bir aşamasıdır) ve sonunda yine akışın bir aşaması olarak, kaçınılmaz şekilde öleceklerdir. Tek bir papatyanın pek çok papatya yaratabildiği gibi, bir ilişki birçok çiçek yaratabilir. Çiçekler solmasalardı çiçek olamazlar, yapma şeyler olurlardı. Fakat solan çiçeklerin kökleri vardır ve akış kökte devam edip gider. Önemli olan yalnız akıştır; yaşayın ve yaşatın, sevin ve sevdirin. Sevginin amacı yoktur!.. D. H. Lawrence
"Dinlemek, garip ve mıknatıslı bir şey, yaratıcı bir güç... Kendilerine yanaştığımız dostlarımız, söylediklerimizi dinleyenlerdir. Sanki onların yanında oturmak bize iyi geliyormuş gibi, sanki onlar çevrelerine ultraviyole ışınları yayıyorlarmış gibi, hep onların çevresinde bulunmak isteriz... Sözümüzün dinlenmesi bizi yaratıyor, bizim açılmamıza, genişlememize sebep oluyor. İçimizde gerçekten birtakım fikirler yeşerip filizleniyor... İnsanın söylediklerinin dinlenmesi, onu mutlu ve özgür kılmaya yetiyor... Karşımızdakini dinlediğimiz zaman, aramızda doğan akım, bizi birbirimizden hiç bıktırmayacak şekilde canlandırıyor. Sürekli bir yeniden yaratılma içindeyiz." Ladies Home Journal - Brenda Ueland
Seks, bir başka vücuda duyulan şehevî ilgidir; sevgi ise, başka bir kişiliğe ya da onun hayatına duyulan tutkulu ilgi. Nesnesi zarar gören cinsellik acı duymaz; mutlu olduğunda da neşelenmez. Bir insana cinsel bakımdan sahip olabilirsiniz, ama bazen buna rağmen onun sevgisini elde edemezsiniz. Sevgide bir insana sahip olunmaz; yalnız 'ait' olunur. Bir kimseyi cinsel ilişkiye zorlarsınız ama, sevmeye zorlayamazsınız.
Yine yalnız aşırı tipleri ele alırsak, seks, mutlak olarak bencildir; nesneyi, doyuma varmak için kullanır. Sevgide de "bencil değildir," denemez ama, sevilen insanın mutluluğunda mutlu olmaktan başka bencil hedeflerin bulunduğu ileri sürülemez. Sevgi, hiçbir şekilde seks kadar bencil ya da yalnızca bencil olamaz. O zaman, bu, sevgi olmazdı. Sevgi her zaman öbür insanın mutluluğu ya da 'refahı' ile ilgilidir; ötekinin yokluğundan yakınır, nesnesiyle birlikte olmak ister, onun başına bir tehlike ya da felâket gelmesinden korkar ve o olmadan kendisini yalnız hisseder.