Büşra Gültekin

Büşra Gültekin
@lazycell
Üniversite
8 Ağustos
34 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
Evreni adaletsizlik yönetir. Orada inşa edilen her şey, çözülen her şey, pis bir kırılganlığın izini taşır; sanki madde, yokluğun bağrındaki bir skandalın meyvasıymış gibi... Her varlık bir başka varlığın can çekişmesiyle beslenir; anlar, zamanın kansızlığı üzerine vampir gibi üşüşürler -dünya, gözyaşlarının biriktiği bir yerdir...
Sayfa 47·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Olgunlukların delili olarak canlarına kıyan antik bilgeler, modernlerin hafızasından çıkmış olan bir intihar öğretisi yaratmışlardı: Dehasız bir can çekişmeye adanmış bizler, ne aşırılıklarımızın yaratıcısıyız, ne de vedalarımızın belirleyicisi. Son, artık bizim sonumuz değildir: Sayesinde yavan ve yeteneksiz bir hayatı bağışlatabileceğimiz yegâne bir girişimin üstünlüğü noksandır, tıpkı yüce bir kinizmin ve eski görkemli can verme sanatının da noksan olması gibi... Ümitsizliğe talim eden ve kendini kabullenen cesetleriz; kendimize rağmen hayatta kalırız ve yalnızca yararsız bir formaliteyi yerine getirmek için ölürüz: Sanki hayatımız, sadece ondan kurtulabileceğimiz ânı ileri atmamıza bağlıymış gibi...
Sayfa 46·Kitabı okuyor
Omuzlarımızın ve düşüncelerimizin üzerinde ağır yüklerle bir hapishanede doğmuşuz; kesip atma imkânı bizi bir sonraki gün yeniden başlamaya teşvik etmese, tek bir günün bile sonunu getiremezdik... Bu dünyanın prangaları ve solunmaz havası her şeyi elimizden alır, kendimizi öldürme özgürlüğü hariç; bu özgürlük de, bunaltıcı ağırlıkların üstesinden gelen bir kuvvet ve gurur verir bize.
Sayfa 44·Kitabı okuyor
Belirsizliğin Tanrılaştırılması
Uzaktakinin özlenmesine bir formül bulmak için yırtınan kişi, kötü inşa edilmiş bir mimarinin kurbanı olacaktır. Belirsizliğin o ifadelerinin kökenine uzanmak için, onların özüne doğru duygusal bir gerileme gerçekleştirmek, dile gelmeyenin içine gark olmak ve oradan paramparça kavramlarla çıkmak gerekir. Teorik güven ve anlayabilirliğin gururu bir kere kaybedildi mi, kişi her şeyi anlamaya, her şeyi ‘kendisi için’ anlamaya çabalayabilir. O zaman, ifade edilemeyenin içinde sevinebilir, makûllüğün kıyısında günler geçirebilir ve yüceliğin kenar mahallelerinde yan gelip yatabilir. Kısırlığın elinden kurtulmak için, aklın eşiğinde serpilmek gerekir...
Sayfa 39·Kitabı okuyor
Sonunda yalnızlık, trajik bir şekilde apaçık gerçeklikten üstün bir halde uyanmamız için, ne kadar çok tiksinti ya da hasret biriktirmemiz gerekmiştir! Unutulmuş bir iç çekiş, dolaysızın dışına doğru bir adım attırmıştır bize; sıradan bir yorgunluk bizi bir manzaradan ya da bir varlıktan uzaklaştırmıştır; dağınık iniltiler, tatlı ya da ürkek masumiyetten ayırmıştır bizi. Bu rastlantısal mesafelerin tutarı -günlerimizin ve gecelerimizin bilançosu- bizi dünyadan ayırt eden mesafedir -ruh da bu mesafeyi azaltmaya ve kendi kırılgan ölçülerimize indirgemeye çabalar. Fakat her bezginliğin eseri kendini hissettirir: Hâlâ ayak basacak zemin kalmış mıdır?
Sayfa 37·Kitabı okuyor