Büşra Gültekin

Büşra Gültekin
@lazycell
Üniversite
8 Ağustos
34 okur puanı
Şubat 2019 tarihinde katıldı
Geçmişi, bugünü ve geleceği bütünleştirme becerimiz, planlama yapabilme özelliğimizi geliştirerek doğrudan tarım devrimine yol açtı. Tarıma geçiş sayesinde insan nüfusu arttıkça ve bu nüfus şehirleştikçe, dünyevi yöneticiler kurallar ve yasalar yarattılar ve bunları tatbik etmek için daha sonra kendileri tanrılarla birlik oldular. Böylece toplumun adalet ile ilgili, ekonomik ve sosyal gereksinimlerini tanrıların yetkisi altında toplayan ilk dinler ortaya çıktı. Devletler ve uygarlıklar genişledikçe dinler de büyüdü. Tanrıların ve dinlerin etkisi doğrudan bağlı oldukları uygarlıkların etkisine bağlıydı; bu durum günümüzde de devam etmektedir.
Sayfa 235·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hominin beyinleri büyüdükçe ve çeşitli beyin alanları arasında daha güçlü bağlantılar giderek geliştikçe zekâya, kendimiz hakkında düşünme becerisine, başkalarının ne düşündüğünü düşünme becerisine (zihin kuramı) ve daha sonra kendimizin kendimiz hakkında düşündükleri ile ilgili düşünme özelliğimiz olan içe bakışçı yetiye kavuştuk. Nihayet yaklaşık 40.000 yıl önce, otobiyografik bir bellek edindik ve kendimizi öncesinde mümkün olmayan biçimde geçmişte ve gelecekte düşünebilme becerisi kazandık. Artık modern Homo sapiens olmuştuk.
Sayfa 234·Kitabı okudu
Enki ve diğer Mezopotamya tanrıları hakkında neler biliyoruz? Danimarkalı arkeolog Thorkild Jacobsen, bu tanrıları kapsamlı bir şekilde incelemiş ve “Mezopotamya dininin en erken biçiminin doğurganlık ve verimlilik tanrılarına ve insanların hayatta kalmasını sağlayan doğadaki güçlere ibadet etmek” olduğu sonucuna varmıştır. Bu nedenle en eski Mezopotamya tanrıları arasında güneş tanrısı Utu, ay tanrısı Nanna, rüzgâr tanrısı Enlil ve su tanrısı Enki bulunuyordu. Burada belirgin iki temel tema söz konusuydu: yaşam için gerekli yiyecekleri sağlaması amacıyla dünyanın bereketli bir yer olması ve insanların öldükten sonraki yazgısı. Böylelikle yaşam ve ölüm temaları, bilinen en eski dinî düşüncelerde birbiriyle ilişkilendirilmişti.
Sayfa 196·Kitabı okudu
Genel olarak dünyanın ilk uygarlığı olarak kabul edilen Mezopotamya, 6.500 ila 4.300 yıl öncesi arasında büyük önem kazandı. Burası toplumsal ve ekonomik açıdan karışık bir toplumdu; çiftçiler, yöneticiler, işçiler, balıkçılar, bira üreticileri, fırıncılar, tüccarlar, askerler, sanatçılar, mimarlar, kâtipler ve rahipler gibi yüksek derece uzmanlık isteyen meslekler bulunmaktaydı. Ekonominin özü ticaret idi: tekstil, yün, deri, susam yağı ve arpa ihraç edilerek karşılığında Umman’dan bakır, Afganistan’dan lapis lazuli (lacivert taş), Pakistan’dan akik, Hindistan’dan deniz kabuğu ve inci, Lübnan’dan odun, orta Anadolu’dan obsidyen alınıyordu. Ayrıca çeşitli yerlerden kalay, gümüş, fildişi ve köleler getiriliyordu. Ticaret, deniz ve karayoluyla gerçekleşmekteydi ve Mezopotamyalılar çıkarlarını korumak ve geliştirmek için diğer ülkelerde daimi ticaret istasyonları kurmuşlardı. Mezopotamya halkı tarihte ilk kez saban çeken, çömlekçi tekerleği çeviren, at arabası süren, yelkenli tekne kullanan, yasalar yapan, ağırlık ve ölçü birimlerini standartlaştıran insanlar olarak kabul edilirler. En önemlisi de onlar hakkında bu kadar çok şey bilmemizi sağlayan bir yazılı dile sahiplerdi. Tarihte ilk kez, Homo sapiens’in yaptığı ve düşündüğü şeylerin kalıcı bir kaydı oluşturuluyordu.
Sayfa 194·Kitabı okudu
Mezopotamya: Belgelenmiş İlk Tanrılar
Yazılı olarak, yani tartışmasız bir şekilde kayıtlara geçmiş olan ilk tanrı, Mezopotamya’daki su tanrısı Enki idi. Bunu Mezopotamya’da, günümüzde Irak’ın güneyinde Eridu’da yapılan kazılarda ortaya çıkarılan ve yaklaşık 6.500 yıl öncesine tarihlenen, Enki’ye adanmış bir tapınak sayesinde biliyoruz.
Sayfa 194·Kitabı okudu